Unutmayalım ki bu dünya dershânesine, âhiret icâzetnâmesini alabilmek için geldik. Evvelâ, bu dershâneye geliş ve gidişin mânâsını doğru okumamız şart. Zira burada, gitmek istediğimiz adrese göre bir tahsil yapmamız gerekiyor.
“Ben Müslümanlardanım” ikrarı, ümmet fertleri için etnik ve her terlü gurupsal farklılıkların üstünde ve önünde “buluşma noktası”dır. Önemli olan bu noktadaki birlikteliği, bir başka ifade ile din kardeşliğini öteki beraberliklerin de ancak kendisiyle anlam ve değer kazandığı asıl fazilet ve gerçek olarak içselleştirip öylece yaşamaya çalışmaktır. Ümmet olarak bütünleşmenin başlangıç adımı ve yapısal özelliği bu olsa gerektir.
İslam’ı, “radikal”, “siyasi”, “fundamentalist” ya da “ılımlı” diye tasnif etmek, “İslam içi” bir şey değil. Tamamı dış tanımlama. Ve bütün bunlar, İslam’a karşı pozisyon alma gayesi taşıyan tanımlamalar. İslam’ı bir “sorun-problem” olarak gören ve her halini kuşatma altında tutmayı hedefleyen odakların tanımlamaları.
Yıllardan beri dünya gündemi, birkaç senedir de ülke gündemi, büyük ölçüde ümmet yapısı ve gerçeği üzerinde yoğunlaşmış bulunmaktadır. Ne acıdır ki, “Arap Baharı”ndan Ümmet-i Muhammed baharı doğacak diye ödleri kopan dünya egemeni Batılılar, İslâm coğrafyasını, birer bahane ile yangın yerine çevirdiler. Yangını bütün güçleriyle hala körüklemeye devam ediyorlar.