“Ben Müslümanlardanım” ikrarı, ümmet fertleri için etnik ve her terlü gurupsal farklılıkların üstünde ve önünde “buluşma noktası”dır. Önemli olan bu noktadaki birlikteliği, bir başka ifade ile din kardeşliğini öteki beraberliklerin de ancak kendisiyle anlam ve değer kazandığı asıl fazilet ve gerçek olarak içselleştirip öylece yaşamaya çalışmaktır. Ümmet olarak bütünleşmenin başlangıç adımı ve yapısal özelliği bu olsa gerektir.
Bir kimsenin imanını, dolayısıyla da ahiretini kurtarmak en büyük başarı ve kazançtır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.) Hayber Savaşı esnasında Hz. Ali’ye: “Allah’a yemin ederim ki; senin vasıtanla bir kişinin hidayete ermesi senin için kızıl develere sahip olmandan daha hayırlıdır” buyurmuştur. (Buhari, Cihad, Hadis no: 2942) Başka bir rivayette “dünya ve dünyadaki her şeyden daha hayırlıdır” denmiştir.
“Ben Müslümanım” demek, bu dünya ve ebedi hayat için pek çok şeyi teahhüd etmek anlamına geliyor. Onun için “Ben Müslüman mıyım?” sorusu, bugün her birimiz için hayati önem taşıyor.