Bazı akademisyenlerin Türk milletine yönelik küçümseyici ifadeleri gündemdeyken, Batılı seyyahların ve tarihçilerin asırlar önce kayda geçirdiği şahitlikler, bu toprakların yüksek ahlâkını ve faziletini yeniden hatırlatıyor.
Osmanlı’yı altı asır ayakta tutan, topluma huzur ve düzen kazandıran ahlâkî fazîletler neydi?
Hristiyan âlemi ile muhârip bir durumdaki Osmanlı Devleti hakkında Batılılar, bugün de olduğu gibi hemen her safhada müşterek bir husûmet hâlinde idi.
Meşhur Fransız edîbi Pierre Loti, dîni, kültürü ve ırkı başka olduğu hâlde İstanbul’da yaşayan Türkler’in, İslâmî, nezih ahlâk ve âdâblarının hayranı olmuş dâimâ yazılarında bu duyguları tasvir etmiştir.
Osmanlılar, tevâzû ve mahviyetleri kadar ağırbaşlılık, ciddiyet ve vakarları ile de tebârüz etmişlerdir. Bu güzel hâlin neticesi olarak da kahkahalarla gülmek, hafiflik telâkkî edilmiş; mütebessim olmak, bir tabiat-i asliye hâline gelmiştir.