Prof. Dr. Sadettin Ökten, Türkiye özelinde Batı dünyasının medeniyet tasavvurunu, Avrupa'da aşırı sağın yükselmesini, Asya ve Afrika coğrafyasındaki gelişmeleri değerlendirdi.
İnsanlık tarihi boyunca hiçbir filozofun görüşlerini hayatına tatbik ederek saâdet ve selâmete ermiş bir toplum gösterilemez. Onların öne sürdükleri fikirler, yaşanması mümkün olmayan kuru nazariyelerden ibaret kalmış ve umûmiyetle kütüphanelerin tozlu raflarındaki kitaplarda hapsolmaya mahkûm olmuştur. Hayata intikâl ettirilmek istenen bâzıları ise yeryüzünü kan ve gözyaşıyla sulamaktan başka bir işe yaramadan, kısa bir müddet sonra tarihin çöplüğüne atılmışlardır.
Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu ile "eğitim ve kimlik üzerine" bundan 22 yıl önce Altınoluk Dergisi'nde yapılan röportajı önemine binaen sizlerle paylaşıyoruz.
İnsanlığın aradığı huzur ne makineleşmede, ne de maddî terakkîdedir. Zira bunların ne insafı vardır, ne vefâsı, ne sadâkati, ne muhabbeti, ne de vicdânı... İnsanoğlu ancak, ebedî saâdet rehberi olan Kur’ân ve Sünnet ölçüleriyle yoğrulabildiği takdirde rûhen huzur bulabilir.
Muhammed İkbal, modern eğitim düzenini gözden geçirmiş ve bu sistemde birçok zayıf nokta ve büyük eksiklikler görmüş, bunları eleştirmiştir. Modern eğitim kurumlarının nesillere karşı işlediği cinayetleri divanlarının birçok yerinde anlatmıştır.
Yabancı düşmanlığı ve İslamofobi artık Avrupa siyaset arenasında en geçerli siyasi akçe haline gelmiş vaziyette. “Yabancı ve İslam düşmanlığı oy getiriyor” kanaati her geçen gün biraz daha yayılıyor Avrupa siyaset arenasında. Buna merkezdeki partiler de katılıyor.
Türkiye 16 Nisanda önemli bir referanduma gidiyor. Parlamenter sisteme devam mı yoksa Cumhurbaşkanlığı sistemine dönüş mü? 17 Nisanın sabahında bu sorunun cevabını almış olacağız. Referandum öncesi Türkiye’de siyasi tansiyon bir hayli yüksek. İçerideki yüksek tansiyona paralel dış politikada da yüksek tansiyonlu günler yaşıyoruz. Özellikle de Avrupa ülkeleri ile.
Batı medeniyeti ve onun ülkemizdeki uzantısı olan batıcılık, doğrudan dinimize ve hayat tarzımıza düşmanlık yaparak manevi hayatımıza kast etmiştir. Bütün şikayetlerimizin, sosyal, siyasi, iktisadi buhranlarımızın kaynağında, İslâm’ı inkar ve hayattan dışlama vardır.
İlim öğrenmek ve öğretmek Allah Teâlâ’yı memnun eden değerli bir meşgaledir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Kim ilim öğrenmek için yola çıkarsa, Allah Teâlâ ona cennet yolunu kolaylaştırır. Melekler, ilim öğrenenlerden hoşlandıkları için onlara kanat gererler..." buyurmuştur. Bu sebeple ashâb-ı kirâm ve tâbiîn ilim tahsiline büyük önem vermişlerdir.
Yılın en çok tartışılan ülkesi İran, 11 Eylül’den bu yana bölgesel anlamda nüfuz alanını sürekli genişleten ülke oldu. Afganistan ve Irak’ı ABD işgal etti ama bu işgalin en önemli kazananı enteresan bir şekilde İran oldu. Irak diye bir ülke yok, İran’ın uydusu olan bir Bağdat yönetimi var artık.