Bir müʼminin, hayatının her safhasında ilâhî aşkın engin firâset ve basîretine ihtiyacı vardır. Aksi hâlde kabuktan öze, şekilden hakîkate ve sûretten sîrete intikal edebilmesi çok zordur.
Büyük fitne günlerindeyiz. Elimizi, dilimizi Müslüman kanına bulamamaya, fitne ve kargaşaya ortak olmamaya çalışmamız lazım!.. İslam’ın fitne dönemlerini ve Peygamberimiz’in ve ashabının fitne imtihanı ile nasıl başa çıktığını bu makalede okuyabilirsiniz.
Basîret; sezgi, uzağı görüş, hakikati kalbiyle hissedip anlama demek. Peki Kur’ân’ın basîreti ile hayatımıza nasıl bakabiliriz? “Kur’ân’ın basîret olmasını” Altınoluk Dergisi yazarı Cafer Durmuş’un kaleminden okuyoruz.
Nasıl ki Güneş, ısı ve ışığından istifâde etmek isteyenlerden ricâ ve yalvarma beklemezse, firâset sahibi müʼminler de kendilerinden beklenenleri, söylenmesine gerek kalmadan yerine getirmelidirler…