İstanbul’da çok şiddetli bir tâun hastalığı zuhûr etmişti. Her gün binlerce kişi bu hastalıktan ölüp gitmekteydi. Elinden bir şey gelmeyen ahâlî, çaresiz bir hâlde Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’ne koştu. Gözyaşlarıyla duâ taleb etti.
Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’nin en büyük kerâmetleri, cihan sultanlarını bu şekilde yönlendirebilmesi olmuştur. Bununla birlikte onun, erbâbının gönül hissiyâtını besleyici birçok kerâmetleri de bulunmaktadır.
1. Ahmed Han’dan sonra 2. Genç Osman ile de irtibâtını devam ettiren Hüdâyî Hazretleri, bu yeni ve heyecan dolu genç pâdişâhı da istikâmetlendirmek husûsunda büyük gayretler sarf etti.
Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’nin Sultan 1. Ahmed ile münâsebet halkasının ilkini teşkil eden rüyâ tâbiri hâdisesi pek meşhurdur. Bu tâbirle birlikte Hüdâyî Hazretleri’ne alâka ve hürmeti son derece artan 1. Ahmed Han, Hazret-i Pîr’in ilâhîlerine nazîre yazacak kadar onda fânîleşmiştir.
Üftâde Hazretleri, Aziz Mahmud Hüdâyî’nin şeyhi, mutasavvıf-şairdir.
Şöhreti her yana yayılan Aziz Mahmud Hüdâyî Hazretlerinin durumunu bir fakir seyyâh da duyup dergâhına gelerek huzûrunda kalben ve rûhen feyz bulmak ister.
Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretlerinin kimya ilmine vukufiyetini öğrenen bir kimse ondan kimya öğrenmeye talip olur ve bakın ne ile karşılaşır!..
Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretleri kendisinden keramet görmek isteyenlere en büyük keramet olarak bakın neyi gösteriyor.
Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretleri'nin zamanında yaşanan bir olaydan hareketle anlatılan menkıbede Üsküdar’dan Sarayburnu’na kadar giden bir yolun bulunduğuna inanılır. "Hüdayi Yolu" adı verilen bu yolun hikayesi...
Şeyh Üftade Hazretleri tarafından kendisine verilen manevi vazifeyle İstanbul'a gelen Hüdâyi Hazretleri, dönemin Osmanlı padişahı Sultan I. Ahmed'in rüyasını yorumladı ve yorumu gerçek oldu.