Duânın kabul olunması umulan yerler ve zamanlar vardır. Bunlar, üç mescidde (Mescid-i Harâm, Mescid-i Nebî ve Mescid-i Aksâ’da) ve bilhassa Kâbe’yi görünce, tavafta Mültezem’in yanında, Kâbe’nin içinde, Zemzem kuyusunun yanında ve zemzem içerken, Safâ ve Merve Tepeleri’nde sa’y ânında, makâm-ı İbrahim’in arkasında, Arafat’ta, Müzdelife’de, Mina’da şeytan taşlama ânında ve peygamberlerin kabirleri yanında yapılan duâlardır.
Âyet-i kerîmede buyurulur: “Allâh’a koşun!..” (ez-Zâriyât, 50) Cenâb-ı Hakk’a ilticâ, yegâne çaremizdir. Zira insan ne kadar gayret etse, Cenâb-ı Hakk’ın verdiği sayısız nimetlerin bir tanesini dahî ödemesine imkân yoktur.
Mazlûmun en büyük silâhı, duâdır. Duâ, insanın acziyetini hissetmesi, zaaflarını dile getirmesi, boynunu bükmesi, pişman olması, kısacası “kul” olduğunu bilmesidir. Kendi kulluğunu bilen, Allah Teâlâ’nın da büyüklüğünü, yüceliğini, kudretini, ilmini, hikmetini anlamış demektir.
Duaların kabul olması için ön şartlar var mıdır? Duanın kabul olması için ne yapmalıyız? İşte duanızın kabul olması için size önereceğimiz altı kural.
Peygamber Efendimiz'den (sellallahu aleyhi vesellem) her derde devâ dualar...