Günümüzde, insanların farkında olmadan düştükleri mühim gafletlerden biri ibâdullâhı tahkîr, yani Allâh’ın kullarını küçük görerek hafife almaktır. Cenâb-ı Hak, hiçbir kulunun tahkîr edilmesine râzı olmaz ve bunu büyük cürümler arasında zikreder.
Allah'a teslimiyet, gönüldeki kederi ve sıkıntıyı giderir; ruh, sevdiği ile beraber olur. Kulun mâneviyattaki derecesi, teslimiyeti ölçüsündedir. Teslimiyet noksanlığından birçok verimsiz, üzücü hâller tecellî eder. Her şeyde tereddüdü, vesvesesi artar.
Allah için yapılması gereken ibadet, hayır-hasenât ve hizmetlere, fânîler ortak edilirse, yani Allah’tan başkasının da takdîrini kazanmak gibi nefsânî bir gâye karışırsa, hem o amellerimizin ecri zâyî olur, hem de -nebevî tâbiriyle- “küçük şirk” sayılan riyâ/gösteriş cürmü irtikâb edilmiş olur. Bu ise, îmâna zarar veren, son derece mahzurlu bir hâldir. Bu sebeple bizler amellerimizde sadece Allah'ın rızasını gözetmeliyiz.
Onlar öyle bir nesildir ki, Yüce Rabbimiz kendileri hakkında “Allah onlardan, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır” hükmünü tüm insanlığa ilan etmiştir.
Cenâb-ı Hak, sevdiği ve râzı olduğu müttakî kullarından bahsederken, onların günahlarından hemen tevbe ettiklerini ve günahta aslâ ısrar etmediklerini şöyle haber veriyor.
İnsan için riâyeti lâzım ve vâcib olan dört mertebe...
Allah'tan râzı olmaktan ilgili velîlerin kıymetli sözlerini sizler için hazırladık...