Muhammed Mâsûm Sirhindi Hazretlerinin hikmetli sözlerinden bazılarını sizler için derledik.
Kalkandelen Devlet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin İzeti, “Bölgedeki tüm halklara aşk, edep, kültür ve estetikle bütün olan İslam getirildi. Hazreti Mevlana'nın Balkanlara en büyük etkisi İslam'ın yayılmasındadır.” dedi.
Allah'a (cc) yaklaştıran vesileleri bilir ve onları birer nimet olarak görürsek en büyük mükafatımız bu olur. En büyük gayemiz Allah'ın (cc) rızasını elde etmek ise neden vesilelere sarılmayalım ki?
Câfer-i Sâdık (r.a.), mütevâzı bir zât idi. Kimseyi hor görmez, her mü’mini kendisinden daha kıymetli bilirdi. Hiçbir zaman riyâsete, yani insanlara baş olmaya heves etmemiş, dâimâ uzleti ve sükûtu tercih etmiştir. Zira mârifetullah deryâsına dalan kişi, sâhillere tamah etmez; Cenâb-ı Hak ile ünsiyet kuran kişi, insanların medh ü senâsına değer vermez.
Kâmil bir mü’min, gönül insanıdır. Merhamet, şefkat ve diğergâmlık, onun gönül dokusunun en belirgin vasfıdır. Kulu kalben Rabbine yakınlaştıran ilâhî bir cevher olan bu vasıf, aynı zamanda îmânın da bu âlemdeki en büyük şâhidi ve delîlidir. Nitekim insan rûhunun ulaşabileceği olgunluk semâsına çıkışın yegâne yolu, merhamet ve şefkat basamaklarından geçmektedir.
Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, gecelerin en feyizli anları olan seherlerde namaz kılmayı, istiğfarda bulunmayı, zikretmeyi, Kur’ân okumayı ve duâ etmeyi hiç terk etmedi. Öyle ki, hastalandığı ve ayağa kalkamayacak kadar tâkatsiz kaldığı zamanlarda dahî oturarak da olsa seherlerini ihyâ etti.
Kalbin huzur ve sükûna kavuşması, mânen ulaştığı seviyeye bağlıdır. Bunun için de kulun mânevî bir terbiyeden geçmesi zarurîdir. Zira kalbin ilim ve hikmetle dolması, dînin yüksek hakîkatlerine vâkıf olması ve kulun mânen tekâmül edebilmesi, ancak birtakım ameliyeler neticesinde mümkün olabilir.