Hakiki saadet, kulun elinden geleni yaptıktan sonra kalbini Rabbine bağlamasıdır. Peygamberlerin ve ariflerin hayatından süzülen en güzel teslimiyet ve tevekkül örnekleri, ruhun ebedi huzur haritasını çiziyor.
İslam dininde maddi durumu uygun olan her Müslümanın hayatında en az bir kez hac yapması farzdır. Hac, ömürde bir defadır diye ihmâl etmek de çok yanlış olur.
Ebû Hureyre (r.a.) Rasûl-i Ekrem -sallâllahu aleyhi ve sellem-’in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Her gün iki melekden biri “Dağıtan kimseye yenisini ver” diğeri de “malına bekçilik edenin malını telef et" diye dua eder.” (Müslim, Zekât)
Allah'a tevekkül etmek, O'na güvenmek, O'na teslim olmak insana mutluluk ve saadet getirir. İnsanı isteme zilletinden kurtarıp, ganî eyler (zengin kılar). Ona iffet, haysiyet ve şeref kazandırır.
Hac, programı itibâriyle, insanı kalbî hassâsiyetlere yönlendirir. Nitekim Beytullâh, İbrâhim -aleyhisselâm- ve âilesinin tevekkül ve teslîmiyet hâtıraları ile dolu bir mekândır.