İnsanların ne diyeceğini önemsediğimizde zor durumda kalırız. Her bir insan grubunun bizden beklentisi, bize münasip gördüğü rol değişik olabilir. Biz davranışlarımızı hangisine göre ayarlayacağız?
Allah'a ne zaman bir kul olacağız? Sözde değil, bir fiil yaşayarak, yaşatarak ve anlatarak. Bizlere bir ömür bahşeden ve sayısız nimetler ile onurlandıran Rabbimize şükür gerekmez mi? O bizleri eşref-i mahlûkat olarak yaratırken biz O'na layık bir kul olma çabasında mıyız?
Kur’ân-ı Kerîm, kişiyi hem bedenen, biyolojik, hem ruhen hem de toplumsal olarak; erkekse “tam bir erkek”, kadınsa “tam bir kadın” olması için gerekli bütün hükümleri koymuşken biz bu evrensel hükümleri nefsimiz için delmiş bulunmaktayız. Ama bu durum bugün bizim, özellikle de kadınların hayrına değil.
Parada, kazanılma keyfiyetine göre değişen bir çekim kânunu cârîdir. Para, yılan gibidir; geldiği delikten gider. Helâl kazanç, hayır ve fazîletlere vesîle olurken, haram kazanç da şer yollarda eriyip gider. Bu itibarla bir malın helâlliği, sarf edildiği yere bakılarak da görülebilir.