Esâsen, insanlık tarihi boyunca hiçbir filozofun görüşlerini hayatına tatbik ederek saâdet ve selâmete ermiş bir toplum gösterilemez. Onların öne sürdükleri fikirler, yaşanması mümkün olmayan kuru nazariyelerden ibaret kalmış ve umûmiyetle kütüphanelerin tozlu raflarındaki kitaplarda hapsolmaya mahkûm olmuştur. Hayata intikâl ettirilmek istenen bâzıları ise yeryüzünü kan ve gözyaşıyla sulamaktan başka bir işe yaramadan, kısa bir müddet sonra tarihin çöplüğüne atılmışlardır.
Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretleri’nin vasiyeti olarak Hüdâyi Vakfı tarafından sürdürülen çalışmalardan biri de Üsküdar’daki vakıf merkezinde 365 gün iki öğün yemek veriliyor olması. Hüdâyi’de pişirilen yemekler; öğrencilere, evsizlere, yolda kalmışlara, yoksullara, yaşlılara, misafirlere, çöpçülere ikram ediliyor. Bu mekânda her Ramazan; günde ortalama 1500-2000 kişilik iftar yemeği çıkartılmakta, ayrıca sahurda Hüdâyi misafirlerine yine sahur yemeği verilmeye devam edilmekte.
Allâh’ın sevdiği bir kul olabilmek husûsunda Peygamber Efendimiz–aleyhissalâtü vesselâm-’ı tanımanın, sevmenin ve itaat etmenin ehemmiyeti nedir?
Peygamberimize olan bağlılığından dolayı 'sıddık' sıfatıyla bilinen ilk halife; Hz. Ebubekir... Adalet timsali olan ikinci halife; Hz. Ömer... Haya abidesi olan üçüncü halife; Hz. Osman... İlmin kapısı olan dördüncü halife; Hz. Ali... Araştırmacı - Yazar Mustafa Eriş, Hulefa-yı Raşidîn efendilerimizi islamveihsan.com'a anlattı.
Sevgide ölçü nedir? Sevgiyi kime yöneltmeli ve nasıl kullanmalıyız?
Allâh’a îmân etmek, merhametli olmayı îcâb ettirir. Zira Cenâb-ı Hakk’a îmân eden kişi O’nu sever ve emirlerine itaat eder. Hattâ zamanla O’nunla alâkası olan her şeyi derece derece sevmeye başlar. Cenâb-ı Hak ise Kur’ân-ı Kerîm’de en çok Rahmân ve Rahîm sıfatlarını hatırlatır ve devamlı mahlûkâtına merhametli davranmayı emreder. Bu durumda bir mü’minin hem Cenâb-ı Hakk’ın emrine riâyet etmesi, hem de O’nun ahlâkıyla ahlâklanması îcâb eder. Merhametten uzak bir gönül ise, Allah’tan uzak ve nasipsiz bir gönüldür.