Bütün Sahâbe-i Kirâm, Allâh ve Resûlü’nün emirlerine itaat husûsunda son derece hassas davranırlardı.
Müminler için asıl izzet İslam'dadır. Allah ve Resulü'ne itaat müslümanın aslolan birinci vazifesidir ve bu vazife ile müslüman izzet ve şeref kazanır. Allah'ın hudutları müminin vazgeçilmez kırmızı çizgileridir. İslam ile şeref bulduğunu ve önceki hayatlarında zillet içerisinde bir ömür geçirdiğini söyleyen Hz. Ömer (R.A) böylelikle ümmete de şu mesajı veriyor: İzzet ve şeref İslam'ın yanındadır...
Allah'ın rahmeti her zaman kahrından üstündür. Bu bakımdan her peygamber, kendisine karşı gelen düşmanlarına gâlip gelmiştir. Öyleyse belâyı gidermenin çâresi, sitem veya zulmetmek değildir. Onun çâresi affetmek, bağışlamak ve kerem eylemektir.
Hayatımızın her ânında, âdeta bir gölgenin sahibine olan sadâkati misâli, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimizʼin bizlere gösterdiği istikâmet üzere yaşamaya gayret etmeliyiz. Öyle ki; O Rahmet Peygamberiʼnin ümmeti olduğumuzu -dilimizden ziyâde- hâl ve davranışlarımız söylemelidir. Oʼnun yolunda ve istikâmetinde olduğumuzu, hâlimiz ifâde etmelidir.
Efendimiz, Cenâb-ı Hakkʼın sevdiği ve seçtiği en yüce insan ve bütün insanlığa gönderdiği en son Peygamberdir.