Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem “Kişi sevdiği ile beraberdir...” müjdesini sahabeye veriyor.
Tâbiîn neslinin meşhur müfessirlerinden Katâde der ki: “Kur’ân-ı Kerîm okuyanlar, ya kâr ya da zarar ile kalkarlar. Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: «Biz Kur’ân’dan, îmân edenler için bir şifâ ve rahmet kaynağı olan âyetler indiriyoruz. Zâlimlerin de ancak hüsrânını artırır.» (el-İsrâ, 82)”
İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, "İslam Peygamberi Hazreti Muhammed'e, bu milletin gerçekten aşk seviyesinde bir sevdası, hasret seviyesinde bir özlemi var." dedi.
Peygamberlerin imâmı olan Fahr-i Kâinat -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in sîreti (örnek şahsiyeti, hâl ve ahlâkı), âdeta engin bir deryâ; diğer peygamberlerin sîreti ise, oraya dökülen nehirler mesâbesindedir.
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- hayatın acı-tatlı sürprizleri, ezâ, cefâ ve meşakkatleri karşısında dâimâ Hakkʼa tevekkül, teslîmiyet ve rızâ hâlini muhâfaza etti.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) dilinde dâimâ duâ vardı.
Kurʼân-ı Kerim ile hemhâl olmanın, onunla yakınlık kurmanın mükâfâtı...
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) evdeki vaktini nasıl değerlendirirdi? Ailesine ve kendisine nasıl vakit ayırırdı? İşte Efendimiz'in ev hayatında vakit disiplini...
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) hâne-i saâdetleri, dünyanın en mesut yuvasıydı. O yuvadan burcu burcu saâdet râyihaları yayılırdı.
Hak ve hakîkat adına her fetret devrinden kurtuluşun en mühim vesîlesi, Kur’ân hizmetlerindeki gayretler olmuştur. Bu zamanda bütün ümmetin yeniden silkiniş ve öz benliğine dönüşünü temin edebilecek olan asıl hizmet, Kur’ân-ı Kerîmʼe duyulan ilgi ve alâkaya revaç verebilmektir.