Ramazân-ı Şerîf bir okuldur. Bu okulda başarılı olmak da var, başarısız olmak da var. Peki Ramazan bize ne öğretti? Ramazan’dan çıkaracağımız dersler neler?
Altınoluk Dergisi 395. sayısı yayınlandı. Dergi, Hazreti Mevlânâ'nın “Dünyada bir kişi üşüyorsa ısınmaya hakkın yok.” sözü üzerinden bugünü tasavvufi bir bakışla değerlendiriyor.
Ebû Kerîme Mikdâd İbni Ma’dîkerib radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hiçbir kişi, midesinden daha tehlikeli bir kap doldurmamıştır. Oysa insana kendini ayakta tutacak bir kaç lokma yeter. Şayet mutlaka çok yiyecekse, midesinin üçte birini yemeğe, üçte birini içeceğe, üçte birini de nefesine ayırmalıdır.”[1]
Sahabe ve tabiûn ölmeyecek kadar yemek yerlerdi. Müminler ise zaruret miktarınca yemek yer; kafirler ise şehvetle yemeğini yer. Peki, oruçla birlikte aç kalmak insanı manevi olarak nasıl gıdalandırır hiç düşündünüz mü?
Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz, katıldığı bir televizyon programında, aç kalmak ile oruç tutmak arasındaki farkı anlattı.
İbadet, maddî faydası için değil, Allâh’ın emri olduğu için yapılır. Orucuna dünyevî bir maksat karıştıranlar, şu nebevî îkâzın muhâtabı olmaktan kurtulamazlar: “Nice oruç tutanlar vardır ki orucundan kendisine kuru bir açlıktan başka bir şey kalmaz!..”
Zonguldak'ta Alaplı Belediyesi, yemekhane ve pastanelerden toplanan artık yemekleri, sahipsiz sokak hayvanlarına dağıtıyor.
Sınırlı zamanlarda aç kalmaya dayanan oruç tutmaya benzer beslenmenin insülin duyarlılığını artırdığı ve açlık hormonunu dengelediği bildirildi.
Beslenme ve Diyet Uzmanı Melis Torluoğlu, “duygusal açlığın” 7 işaretini ve bu alışkanlığa son vermenin püf noktalarını anlattı.
İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, iki öğünlü beslenmenin en doğal yeme şekli olduğunu belirterek, "Eğer ramazanda iki öğüne alıştıysanız aynen devam edin" dedi.