Muhabbetin en büyük alâmeti, itaattir. Seven, sevdiğine gönlündeki muhabbet seviyesinde tâbî olur. Dolayısıyla her iki cihanda da Allah Rasûlü’ne yakın olmak isteyen bir kimsenin, hayatının her safhasını Efendimiz’in gönül dokusundan hisse alarak istikâmetlendirmesi şarttır.
Muhabbet istîdâdı, Rabbimizʼin kullarına bahşettiği en büyük nîmetlerdendir. Fakat bütün nîmetler gibi muhabbet de mühim bir imtihan mevzuudur. Bu bakımdan muhabbeti, dostluğun hakîkatine ermiş gönüllerde kullanmak îcâb eder.
Rasûlullah (s.a.v.) Efendimizin duâsını tavsiye ettiği Veysel Karanî Hazretleri'nin mübarek duâsı...
Bir söz vardır ki, her kim ölümü anında onu söylerse mutlaka amel defteri için bir nûr olur ve onun cesedi ile rûhu, ölüm anında o kelime sebebiyle ilâhî rızâya ve rahmete nâil olur.
Ashab-ı kiram, bir şey öğrenmek ümîdiyle Peygamber Efendimizin huzurunda nöbetleşe bulunurdu.
Sahâbeler, Allah Rasûlü (s.a.v) Efendimiz’e öylesine bağlı ve itimat hâlinde idiler ki ilk bakışta akla zıt görünen hallerde bile tereddütsüz ittibâ ederler, tam mânâsıyla O’na teslim olurlardı.
Peygamber Efendinizin en yakın dostu, kayınpederi, İslâm’ı kabul eden ilk erkek, Müslümanların ilk halifesi ve cennetle müjdelenen 10 sahâbeden biri olan Hz. Ebû Bekir’in yaptığı bazı duâları istifadenize sunuyoruz.
Zaman akıp gidiyor. Ezelden ebede devam eden bu süreç bütün varlıkların çeşitli imtihanlara tabi tutulmasına da vesile oluyor. Peki insanın imtihanı nedir?
Psikolog Mehmet Dinç'in Altınoluk Dergisi'nin Aralık sayısında yayımlanan yazısı...
Kur’ân-ı Kerîm’de dikkat çekici bir emir var: “Kullarıma söyle; sözün en güzelini söylesinler.”1 buyruluyor ki bu emir, hiçbir kayıtla mukayyet değildir. Yani “Sözün en güzeli; nerede, ne zaman, kime?” sorularının cevabı, “Her zaman, her yerde, herkese” demektir.