Sultan Iı. Abdülhamit'in Projesi Gerçek Oluyor!

Ordu-Sivas yolu arasında yapılması planlanan, toplam uzunluğu yaklaşık 15 km olan 25 adet tünelden 9.5 km uzunluğundaki 20 tanesinin tamamlandı.

Karayolları 7.Bölge Müdürü Mehmet Çetin, ilk defa 1875 yılında Sultan Abdülaziz döneminde gündeme getirilen, 1880 yılında Sultan II. Abdülhamit döneminde projesi çizilen ancak savaşlar ve parasızlık sebebiyle bir türlü gerçekleştirilemeyen Ordu-Sivas yolu arasında yapılması planlanan, toplam uzunluğu yaklaşık 15 km olan 25 adet tünelden 9.5 km uzunluğundaki 20 tanesinin tamamlandığını açıkladı.

ENGELLER SIRAYLA AŞILIYOR

Ordu’da 140 yıllık maziye sahip olduğu için yöre halkı tarafından ‘Dereyolu’ olarak bilinen, Karadeniz-Akdeniz yolu projesinin başlangıç noktası olan Ordu-Sivas karayolu çalışmaları, Karadeniz'in sert ve engebeli coğrafyasının zorlu şartlarına rağmen tüm hızıyla sürüyor. Karayolları 7.Bölge Müdürü Mehmet Çetin, Altınordu-Uzunisa arasındaki 13 km’lik kısmının daha önce 1A (12 m) standartlarında tamamlanarak hizmete açıldığını, yine daha önce DSİ tarafından ‘baraja ulaşım yolu’ olarak başlatılan 20 km uzunluğundaki güzergahın 2A (10 m) standardına getirilerek yolun tamamlandığını kaydetti. Geçmiş yıllarda DSİ tarafından Pınarlı-Topçam arasında açılan 11 km’lik kısmın 2A standartlarına getirilerek stabilize kaplama yapıldığını belirten Çetin, Topçam Barajı'ndan Topçam-Mesudiye ayrımına kadar olan 9 km’lik kısmın da yeniden düzenlendiğini belirtti.

20 TÜNEL TAMAMLANDI

Çetin, "Topçam-Mesudiye arasındaki 20 km’lik 1A standartlarında yeni yol güzergahı için ihale yapılmıştır. Güzergah üzerinde 3 bin 290 m uzunluğunda 4 adet tünel bulunmaktadır. Bu güzergahın tamamlanmasıyla birlikte tüm güzergah üst yapı seviyesinde asfaltlanarak hizmete açılacaktır. Ordu’dan başlayıp İskenderun’da biten 789 km’lik güzergahın bölge sınırlarımız içerisindeki uzunluğu 88 km olup, 13 km’si bölünmüş yol, 53.2 km’si tek yol olarak tamamlanmıştır. Proje bünyesinde uzunluğu 14 bin 879 metre olan 25 adet tünel bulunmaktadır. Tünellerden 9 bin 432 metre uzunluğundaki 20 adedi tamamlanmıştır” dedi.

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.