Son Nefeste Mü’min Neden Endişe Duyar?
Mü’min, son nefeste bile havf ve recâ arasında olmalı mıdır?
Süfyân-ı Sevrî Hazretleri’nin genç yaşta beli bükülmüştü.
HAVF VE RECÂ ARASINDA NASIL YAŞAMALIYIZ?
Sebebini soranlara şöyle derdi:
“–Kendisinden ilim tahsil ettiğim bir hocam vardı. Vefâtı esnâsında ona telkînde bulunduğum hâlde bir türlü kelîme-i tevhîdi söyleyemedi. İşte bu hâli görmek, benim belimi büktü.”
Son nefes husûsunda peygamberler hâricinde hiç kimse emniyette değildir. Hâttâ Yûsuf -aleyhisselâm-’ın Cenâb-ı Hakk’a:
“…(Ey Allâh’ım!) Benim cânımı Müslüman olarak al ve beni sâlihler zümresine ilhâk eyle!” (Yûsuf, 101) diye ilticâ etmesi, peygamberlerin bile son nefes endişesi taşıdıklarını ifâde etmektedir. Bu sebeple mü’min, havf ve recâ duyguları arasında sürekli çalışmalı, âhiret azığı biriktirmelidir.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 1, Erkam Yayınları









YORUMLAR
Amelim amelim
Yüce Peygamber efendimiz sorar ölüm ne kadar uzak ne kadar yakın diye
biri göz kapayıp açıncaya bir saniye diye sıralamışlar ve hiç kim se bilememiş, peygamber efendimiz der ölüm oka dar yakınki çıkan nefes geri gelmez der Allah ameli iyi olanlardan eylesin.