Sahurda Demli Çay Gün Boyu Susuz Bırakıyor

Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ahmet Gökçe, "Özellikle demli çay, vücuttaki sıvıyı boşaltıyor ve akşama kadar susuz kalınmasına neden oluyor.

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Tıp Fakültesi Üroloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ahmet Gökçe, çay tüketiminin vücuttaki sıvı kaybını artırdığını belirterek, "Özellikle demli çay, vücuttaki sıvıyı boşaltıyor ve akşama kadar susuz kalınmasına neden oluyor. Vücuttaki sıvı miktarı düştüğü için de taş hastalığı belirtilerinde artış oluyor. İftardan sonra çay içilebilir ama sahurda içilmemesini tavsiye ediyoruz." dedi.

Gökçe, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ramazan'da günlerin sıcak ve uzun olması nedeniyle sıvı alımının düştüğü için taş hastalıklarının belirtilerinin çoğaldığını söyledi.

Yoğun sıvı kaybı nedeniyle hastalığın belirtilerinin artış gösterdiğini belirten Gökçe, "Oruç çok önemli 11 ayın detoksu gibi bir şey. Ancak taş hastaları dikkatli olmalı. Gerekli önlemleri alırsanız, yaşam tarzınızı ona göre ayarlarsanız Ramazan'da herhangi bir sorun yaşamazsınız. Özellikle iftar sahur arasında ne yapmamız gerektiğini bilmediğimiz için mevcut taşlar belirti vermeye başlıyor." diye konuştu.

Taş oluşumunun 20-50 yaş arası en sık görülen yaş gurubu olduğunu, 50 yaşından sonra yeni taş oluşumunun çok fazla görülmediğine dikkati çeken Gökçe, taş oluşmadan önceki sürecin çok daha önemli olduğunu vurguladı.

BESLENME VE SIVI ALIMINA DİKKAT EDİLMELİ

Beslenme, sıvı alımı ve ilaç kullanımı gibi taş oluşumunu azaltıcı etmenlere dikkati çeken Gökçe,"Günlük hayatta taşın oluşmaması için basit ama önemli yapabileceğimiz şeyler var. Özellikle günlük sıvı alımımız 2,5 - 3 litre olmalı. Bu sıvı alımı su olmalı. Sudan daha iyi, onun yerini alabilecek başka bir sıvı yok. Çay tüketimi toplumumuzda fazla ama demli çay, taş hastaları için olumlu bir içecek değil. Çünkü demli çay sıvı kaybını artırıyor ve vücut hızlı sıvı kaybediyor. Kahve, kakaolu içecekler, hayvansal proteinden zengin, karbonhidrattan zengin yiyeceklerin çok tüketilmemesi gerekiyor. Bunlar taş oluşumunu artıran maddelerin idrardan atılım miktarını artırıyor. Esas beslenmemiz Akdeniz diyeti dediğimiz bitkisel proteinden zengin, lifli gıdalardan oluşmalı. Diyete dikkat etmezseniz taş oluşturacak maddeler artıyor, sıvı alımı azalırsa devir daim düşüyor idrar koyu hale geliyor, böylece vücutta taş oluşuyor. Bu nedenle beslenmeye ve sıvı alımına dikkat edilmeli."şeklinde konuştu.

Sahurda çok çay içilmesinin kesinlikle yanlış olduğunu dile getiren Gökçe, "Çay vücuttaki sıvı kaybını artırıyor. Özellikle demli çay, vücuttaki sıvıyı boşaltıyor ve akşama kadar susuz kalınmasına neden oluyor. İftardan sonra çay içilebilir ama sahurda içilmemesini tavsiye ediyoruz. Helal olan hiçbir şey aslında zararlı değildir. Çok güzel bir ölçü var burada. Bunları zararlı hale getiren biziz. Yanlış zamanda, yanlış yerde, yanlış şekilde ve yanlış miktarda tüketiyoruz. Ondan sonra gıdalar zararlı hale geliyor. Bu nedenle özellikle sahurda çay, kahve ve kakaolu ürünlerden kaçınılmalı." ifadesini kullandı.

EV YAPIMI LİMONATA TAŞ OLUŞUMUNU AZALTIYOR

Taş hastalarının özellikle dikkat etmesi gerektiğini, bunların idrarda taş oluşumu artıran maddeleri çoğalttığını anlatan Gökçe, "Yemeklere ekstra tuz koymayalım. Tuz idrarda taşı oluşturan kalsiyumun miktarını artırıyor. Özellikle hayvansal yağlar proteinler de aynı şekilde etkili. Bunların karşılığı olarak lifli, posalı gıdalar, tahıllar, baklagiller tüketilmeli, meyvelerin suyu yerine kendisi tüketilmelidir." dedi.

Gökçe, tedavi edilen hastaların yaklaşık yüzde 50'sinde 10 yıl sonra tekrar taş oluşumunun gözlendiğini belirterek, hastalığın tekrar etmemesi için diyetisyenlerden profesyonel yardım alınmasının gerekliliğine değindi.

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.