Pirinç Tanesine İhlas Suresini Yazdı

Türkiye'de bilinen iki Gubari hat sanatı ustasından biri olan Ömer Faruk Tekin'in üzerine İhlas suresini yazdığı pirinç tanesi, Medine'deki Kur'an-ı Kerim Müzesi'nde sergilenecek.

Gözle görülemeyecek kadar küçük, ince yazı ve hat sanatı Gubari'nin Türkiye'de bilinen iki ustasından biri olan Ömer Faruk Tekin, gelincik kılı kullanarak iki aydan uzun bir çalışma sonucunda pirinç tanesine İhlas suresini yazdı.

Gubari hat sanatıyla, incir çekirdeklerinden yaptığı dünyanın en küçük 99 ve 33'lük tespihinin her tanesine "Allah" yazan ve incir çekirdeğine Türk bayrağı motifi yapan Tekin, bu kez de pirinç tanesine İhlas suresini yazdı.

Evindeki masasında sabırla tamamladığı çalışmasını cam fanusta muhafaza eden Tekin'in sadece mikroskopla görülebilen eseri, gelecek aylardan itibaren, Medine'de 4 yıl önce kurulan Kur'an-ı Kerim Müzesi'nde sergilenecek.

Tekin, yaptığı açıklamada, unutulmuş bir tekke sanatı Gubari'nin asıl çıkış amacının, insana sabrın öğretilmesi olduğunu söyledi.

Yaklaşık 5 yıl önce deneme-yanılma yöntemiyle ilgilenmeye başladığı bu sanatta daha sonra ustalaştığını ifade eden Tekin, eserlere görsellik kazandırdığı için daha çok "talik" yazı stilini tercih ettiğini anlattı.

Pirinç tanesi ve incir çekirdeğine ayet, hadis veya dua yazılı 50 eser ürettiğini dile getiren Tekin, incir çekirdeğinden yaptığı dünyanın en küçük tespihlerinin Diyarbakır'da bir müzede sergilendiğini kaydetti.

Özel mürekkep hazırladı, gelincik kılıyla yazdı

Osmanlı döneminde 17'nci yüzyılda yaşamış hat sanatçısı Seyyid Kasım Gubari'nin 400 yıl önce pirinç tanesine İhlas suresini yazdığını belirten Tekin, bu çalışmanın ilham kaynağı olması ve Gubari hat sanatının gelecek nesillere aktarılması amacıyla pirinç tanesine besmele ve İhlas suresini yazdığını bildirdi.

Tekin, bu sanatın icrasında tilki bıyığı ve arı iğnesinin de kullanıldığını anlatarak, "Bu çalışmayı gelincik kılından bir fırçayla yaptım. Mürekkebin de normal bir hat sanatında olduğu gibi belli bir kıvamı yok. Çünkü çok mikro objelerin üzerine yazıyoruz." dedi.

Mürekkebin çok sıvı olması durumunda yazarken taştığını, çok katı olması halinde ise fırçanın ucundan akmadığını vurgulayan Tekin, şunları söyledi:

"İstediğimiz kıvamı vermek için 3-4 mürekkebi özel olarak karıştırıyoruz. Onu da belli bir kıvama getirip sanatı yapıyoruz. Fırçanın ucuna biraz mürekkep alarak bir deniz kabuğunun içine koyup karıştırarak kıvam elde ediyorum. Onu hemen eserin üzerine götürerek icra ediyorum. İhlas suresini pirinç üzerine yazmayı denerken mürekkep belki yüzden fazla taştı, tekrar yaptım. El melekelerinin hassaslaşması lazım. Nefes kontrolü bu sanatın olmazsa olmazı. En ufak nabız dengesinin bozukluğu, kontrolsüz nefes alışverişi eseri yok edebiliyor. Mikroskop ve göz kontrolü bu sanatın olmazsa olmazı."

Eserlerinde "Gubari" mahlasını kullandığını belirten Tekin, şunları kaydetti:

"Çalışmalarımı Keçiören Belediyesi Dutluk Konak Sanat Merkezi bünyesindeki 200 yıllık bir konakta yapıyorum. Eserlerim orada da sergileniyor. Aynı zamanda evde de mikroskop ve diğer malzemelerim var. Genellikle pirinç tanesini bir toplu iğnenin ucuna yerleştirerek cam fanusta muhafaza ediyorum. İhlas suresinin Medine'ye gitmesi dolayısıyla, Peygamber Efendimize bir tazim olarak cam fanusun içine mikro ölçülerde gül koydum."

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.