Peygamberlerin Özellikleri

Peygamber Efendimiz’in diğer Peygamberler arasındaki yeri nedir? Peygamberlerin öne çıkan özellikleri...

Nübüvvet-i Muhammedî, henüz Âdem (a.s.) âilesi teşekkül etmeden, kudsî bir tecellî ile başlamıştır. Yâni ilk parlayan varlık cevheri, “Nûr-i Muhammedî”dir.

Hazret-i Peygamber, nûru ile Hazret-i Âdem’den (a.s.) önce, cismâniyeti ile bütün peygamberlerden sonra zuhûr etmekle, nübüvvet takvîminin ilk ve son yaprağı olmuştur. O, zaman itibâriyle son, yaratılış itibâriyle ilk Peygamberdir. Zîrâ risâlet takvimi, varlığın ilki olan “Nûr-i Muhammedî” ile başlamış; son yaprağı da “cismâniyet-i Muhammedî” ile nihâyet bulmuştur. Bu bakımdan denilebilir ki;

Meleklerin secdeye mecbur kılındığı Âdem -aleyhisselâm-;

Semâvî hayranlığın esrârını taşıyan İdrîs -aleyhisselâm-;

Tûfânı ile yeryüzünün küfürden temizlendiği Nûh -aleyhisselâm-;

Fırtınalarla alt-üst edilen Âd Kavmi’nin Peygamberi Hûd -aleyhisselâm-;

Azgınlık ve taşkınlıkları sebebiyle zelzelelerle kökünden sarsılarak helâk edilen Semûd Kavmi’nin Peygamberi Sâlih -aleyhisselâm-;

Nemrûd’un ateşlerini, tevekkül ve teslîmiyeti ile gülistâna çeviren İbrâhim -aleyhisselâm-;

İhlâs, sadâkat, tevekkül ve teslîmiyeti ile sembolleşen, kıyâmete kadar hac ibâdetinde bütün mü’minlere kıssaları hatırlatılan İsmâil -aleyhisselâm-;

Neslinden Benî İsrâil peygamberleri gelen İshâk -aleyhisselâm-;

Azgınlık ve ahlâksızlıktaki taşkınlıkları ile yerin dibine geçip târihin çöplüğünde yerini alan “Sodom-Gomore” halkının mahzun peygamberi Lût -aleyhisselâm-;

Tevhîd sancağını maşrıktan mağribe taşıyan Zülkarneyn -aleyhisselâm-;

Muhabbet ve hasretle kavrulan ve sabırda âbideleşen Yâkûp -aleyhisselâm-;

Bir müddet kölelik, sonra zindanda yalnızlık, gariplik, çile, ıztırap, meşakkat, riyâzat ve nefs mücâhedesinin ardından Mısır’a ve gönüllere sultan olan ve mehtapları solduran cemâli ile Yûsuf -aleyhisselâm-;

Gönülleri vecde getiren hitâbeti ile kendisine “Hatîbü’l-Enbiyâ” denilen Şuayb -aleyhisselâm-;

Esrâr-ı ilâhiyeyi Hazret-i Mûsâ’ya tâlim eden Hızır -aleyhisselâm-;

Firavun’un saltanatını alt-üst eden, Kızıldeniz’den mûcizevî asâsı ile yollar açan Mûsâ -aleyhisselâm-;

Mûsâ -aleyhisselâm-’ın her zaman ve mekânda yardımcısı olan sâlih kardeşi Hârûn -aleyhisselâm-;

Zikri ile; dağları, taşları, vahşî hayvanları, istiğrak hâline getiren Dâvûd -aleyhisselâm-;

Muazzam saltanatını, kalbinin dışında taşıyabilen Süleyman -aleyhisselâm-;

Yüz senelik bir ölümden sonra tekrar diriltilerek, kıyâmetteki yeniden yaratılışa misâl olan Üzeyir -aleyhisselâm-;

Derin tefekkürü ile sabrın bileyi taşı olan Eyüp -aleyhisselâm-;

Büyük bir vecd hâlinde, istiğfar, duâ ve zikrin hakîkatinde derinleşerek karanlıkları aşan Yûnus -aleyhisselâm-;

Ardından “İlyâs’a selâm olsun!” hitâbı ile ilâhî iltifat ve teveccühe mazhar olan İlyâs -aleyhisselâm-;

Âlemlere üstün kılınan Elyesa -aleyhisselâm-;

İlâhî rahmete gark edilen sâlih Peygamber Zülkifl -aleyhisselâm-;

Hikmetli nasîhatleriyle destanlaşan, zâhirî ve bâtınî hekimlerin pîri Lokman Hakîm -aleyhisselâm-;

Testere ile ikiye bölünürken dahî “aah!” demeden, tevekkül ve teslîmiyetini muhâfaza eden mazlum Peygamber Zekeriyyâ -aleyhisselâm-;

Babası gibi ölümü şehîdlikle karşılayan Yahyâ -aleyhisselâm-;

Fârik vasfı nefs tezkiyesi olan, ilticâ ve tazarrûsu ile hastalara şifâ veren ve ölüleri dirilten, semâvî Peygamber Îsâ -aleyhisselâm-;

Hulâsa, yüz yirmi bin küsûr Peygamber ve onlarda sergilenen bütün ilâhî kudret tecellîleri, sanki bereketli nisan bulutları gibi âzamî derecede işbâ hâline geldikten (doyum noktasına ulaştıktan) sonra beşeriyetin gönül toprağına mecbûrî bir sûrette boşaldı. Ve bereketli bir hidâyet şerâresi hâlindeki nebîler silsilesi, âlemlere rahmet olarak gönderilen Hazret-i Muhammed Mustafâ’nın (s.a.v.) zuhûra gelmesinin âdeta birer ikbâl ve bahar müjdesi oldu.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Rahmet Peygamberi, Erkam Yayınları

 

KUR’AN’DA GEÇEN PEYGAMBERLERİN HAYATI

Kur’an’da Geçen Peygamberlerin Hayatı

PEYGAMBERLERE İMAN NEDİR?

Peygamberlere İman Nedir?

PEYGAMBERLERİN SIFATLARI NELERDİR?

Peygamberlerin Sıfatları Nelerdir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.