Peygamber Efendimiz Hayatı Nasıl Dengeledi?

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), dünya ve ahiret hayatını nasıl dengede tuttu? İlahiyatçı-Yazar Ali Rıza Temel, Kur’an ve hadis ışığında bu dengeyi örneklerle anlatıyor.

On sene boyunca Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e hizmet etmekle tanınan Enes b. Malik radıyallahu anh’ın bildirdiğine göre Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in en çok yaptığı dua: "Allahım! Bize dünyada da ahirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru." (Müslim, zikir 26) şeklindeki duadır. Bu, dünya ile ahiret arasındaki dengeyi ifade eder. Dünya ve ahiret birbirlerinin devamı olan ve birlikte kazanılan hayatlardır.

KUR’AN VE HADİS IŞIĞINDA DÜNYA VE AHİRET (HAYATI) DENGESİ

Hayata gözlerimizi açtığımız dünya ile dünya ile gözlerimizi yumduğumuz ahiret, yolculuğun başlangıç ve sonucunu belirler. Dünya ve ahiret sebep-sonuç ilişkisidir. Dünyaya gelmeyenin ahireti de olmaz. Ahiret sermayesi dünyada kazanılır. Dünyanın ahiret için tarla olması bunu ifade eder. Tarlayı verimli işleyip kullanmayan dünyada da kazanamaz, ahireti için de bir şey biriktiremez. "Allah'ın sana verdiğinden onun yolunda harcayarak ahiret yurdunu iste; fakat dünyadan da nasibini unutma." (Kasas, 77)

Bu dengeyi bozmamak gerekir. Dünya ve ahiret saadeti bu dengeyi korumakla mümkündür. Ahireti devreden çıkarıp tamamen dünyevileşmiş bir hayat anlayışı ile tamamen mistikleşmiş bir ruhbanlık anlayışı doğru bir anlayış değildir. Problemlerin kaynağı bu sakat anlayıştır. Hayat dengedir. Bedenin de ruhun da hakkını gözetmek, ikisi arasındaki dengeyi korumak asıldır. Yeme, içme, uyuma, evlenme gibi dünyevi istek ve ihtiyaçları terk etmek ne kadar yanlışsa, Firavun ve Karun gibi dini ve manevi değerleri terk edip ölçüsüz şekilde dünyevileşmek de yanlıştır. "Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalış" sözü hadis olmasa da dünya ve ahiret dengesini güzel özetler.

Biz dünya ve ahiret dengesi derken bunların ikisi de eşit değerdedir demiyoruz. Bunlar birbirlerinin devamı, sebep ve sonuçlarıdır. Birisi olmadan diğeri de olmaz diyoruz. Fakat asıl olan sonuçtur. Sebepler sonuçlar için vardır. Dengeden kastımız, dünyaya da ahirete de hak ettikleri ölçüde değer vermek anlamındadır. Malum dünya hayatı geçici, ahiret hayatı ise kalıcıdır, ebedidir. Fani ile baki olan elbette bir olmaz. "Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurdu ise gerçek hayattır. Keşke bunu bilselerdi." (Ankebut, 64)

"Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda bir övünme, mal ve evlat çoğaltmada bir yarışmadan ibarettir. Bu, bir yağmur gibidir ki, bitirdiği ekin çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurur da sen onu sapsarı bir halde görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise şiddetli bir azap da vardır; Allah'ın bağışlaması ve rızası da vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten ibarettir." (Hadid, 20)

Bize her konuda en güzel örnek ve model olan Hz. Peygamber, dünya ve ahirete, taşıdıkları değer ölçüsünde kıymet vermiş, dünyada kendisini bir yolcu gibi düşünmüş, geçici olan bu yolculuğun sonundaki kalıcı hedefe, daimî menzile odaklanmıştır. Hasırdan yapılmış yatağından kalktığında yanaklarında hasırın izlerini gören sahabenin: "Ey Allah’ın Rasûlü! Üzerinde yatman için sana bir yatak temin etsek!" demesi üzerine Allah Rasûlü şöyle buyurmuştur: "Benim dünya (lüksü ve konforu) ile ne işim olur ki! Ben dünyada bir ağacın altında gölgelendikten sonra yola koyulan, sonra terk eden bir yolcu gibiyim." (Tirmizî, Zühd 44)

"Âdemoğlu, malım, malım der. Ey Âdemoğlu! Acaba yiyip tükettiğinden, giyip eskittiğinden ve sadaka verip (ahirette karşılığını almak üzere) önden gönderdiğinden başkası senin malın mıdır?" (Müslim, Zühd 3)

Kur'ân-ı Kerim ve Hadîs-i Şeriflerde yer yer dünyanın önemi belirtilirken genel olarak onun geçici ve aldatıcı olduğunun ifade edilmesi bir tenâkuz değil, ahireti göz ardı edip, alabildiğine dünyaya sarılanları ikaz içindir. Zira insanoğlu peşin olan azı, veresiye olan çoğa tercih eder: "Onlar çabucak geçen dünya hayatını seviyorlar da mutlaka gelecek olan ağır bir günü arkalarına atıyorlar." (İnsan, 27)

"Ey insanlar! Rabbinize karşı saygılı olun. Bir babanın çocuğuna hiçbir fayda veremeyeceği ve bir çocuğun da babasına hiçbir fayda veremeyeceği bir günden sakının. Allah’ın vaadi gerçektir; sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O aldatıcı şeytan da sizi Allah hakkında aldatmasın." (Lokman, 33)

Dünya ve ahiretle ilgili gerçeklerin Kur’an ve hadislerde belirtildiği gibi, insanoğlunun, mal-mülk, makam, şöhret, şehvet ve servet sevgisi baskın gelmekte, gönlünü bürüyen aşırı dünya sevgisi onu adeta kör etmekte, ahireti unutturmaktadır.

İnsan fıtratında mevcut olan bu dünya sevgisi, bir imtihan gereğidir; insan, sahip olduğu imkânlarla imtihan olmaktadır. Kendisine emanet olarak verilen bu imkânları nasıl ve ne maksatla kullandığının belirlenmesi istenmektedir. “Bu dünya malı göz alıcı ve tatlıdır. Ne mutlu sahip olduğu maldan yoksullara yetimlere ve yolda kalmışlara verenlere! Malını haksızlık yaparak kazanan ise bir türlü doymak bilmeyen obur kimse gibidir. Kıyamet gününde bu mal onun aleyhine şahitlik eder." (Müslim, Zekât 121)

Dünyaya karşı bu aç gözlülük, aşırı hırs, kavgalar, düşmanlık ve savaşların birinci sebebidir. "Vallahi ben vefatımdan sonra, sizin Allah'a şirk koşmanızdan değil, dünya konusunda birbirinize düşmenizden korkarım." (Buhârî, Megâzi 28) buyuran Hz. Peygamber (s.a.v.) bu gerçeğe dikkat çekmiş, ileride olacakları nübüvvet penceresinden görmüş, olaylar da gördüğü gibi gerçekleşmiştir.

Özellikle günümüzde cereyan eden savaşların asıl sebebi, dünyaya ve dünyalıklara daha fazla sahip olma savaşlarıdır. Bu aç gözlülük Allah Rasûlü tarafından şöyle ifade edilmektedir: "Âdemoğlunun iki vâdi dolusu malı olsa üçüncü bir vâdi daha arzu eder. Âdemoğlunun karnını ancak toprak doldurur." (Müslim, Zekât 116)

İnsanı kör eden bu mal hırsını dengelemek için keyifleri kaçıran ölümü çok hatırlamak, ölümle her şeyin geride kalacağını, sonu yokluk olan varlıklar için savaşmanın anlamsız olduğunu görüp anlamak gerekir.

Dünya, nimet ve imkânları; başta Allah'ın rızasını kazanmak, insanların duasını almak için kullanılırsa bereket ve saadet, aksi halde felâket ve şekâvet sebebi olur. "Kim azgınlık edip de dünya hayatını tercih ederse şüphesiz onun varacağı yer cehennemdir." (Nâziât 37-38)

Dünya, sadece bir vasıta ve binektir. Bu binek, sahibini ahirete götürürse değerlidir. Dünyanın sırtında gitmeyip, dünyayı sırtına alanlara efendiliği bırakıp köleliğe razı olanlardır. Bu gönüllü kölelik azad olmaz bir köleliktir. "Altının ve gümüşün köleleri helak oldu." (Keşfü'l-Hafa, Hadis no: 994) buyuran Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, asıl olanın dünyanın mahkumu değil, hâkimi olmak olduğuna işaret etmiştir.

Kanaat sahibi olmak, ihtirasız yaşamak insanı mutlu eder. Yetecekle yetinmeyene hiçbir şey yetmez. "Zenginlik mal çokluğu ile değil, gönül tokluğu iledir." (Buharî, Rikak 15)

Yüzü ahirete dönük olmayan bir dünya anlamsızdır. Allah’a ve ahirete inanmayanların hayatı boştur ve yorgunluktan, bedbahtlıktan ibarettir. "Her kim benim zikrimden yüz çevirirse, onun için dar ve sıkıntılı bir hayat vardır. Biz onu kıyamet günü de kör olarak haşrederiz." (Tâhâ, 124)

Enes b. Malik’in naklettiğine göre Allah Rasûlü şöyle buyurdu: "Kimin kaygısı ahiret olursa, Allah onun zenginliğini kalbine yerleştirir, iki yakasını bir araya getirir dünya da ister istemez ona gelir. Kimin derdi tasası da dünya olursa, Allah onun fakirliğini iki kaşı arasına koyar ve onun iki yakasını bir araya getirmez. Kendisine de ancak takdir edilen dünyalık ne ise o gelir." (Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme 30)

Allah’a dayanıp tevekkül etmeyenlerin hayatı yorgunluktan ibrettir. Yedikçe açlığı, içtikçe susuzluğu artan bir türlü doymayan, kanmayan insan ne bedbahttır. "Kafirlerin amelleri engin bir çöldeki serap gibidir, susayan kimse onu su zanneder. Nihayet ona geldiği zaman hiçbir şey bulamaz." (Nur, 39)

Akıllı insan neye ne kadar değer vereceğini bilen ve bütün gayretini faniyi kazanmak için harcamayıp bâkiyi elde etmek için sarf eden kimsedir.

Kaynak: Ali Rıza Temel, Altınoluk Dergisi, Sayı: 475

İslam ve İhsan

DÜNYA MI AHİRET Mİ?

Dünya mı Ahiret mi?

SURET VE HAYAL PEŞİNDE KOŞAN GAFİL İNSANIN HALİ

Suret ve Hayal Peşinde Koşan Gafil İnsanın Hali

DÜNYA HAYATINI EN GÜZEL ANLATAN KISSA

Dünya Hayatını En Güzel Anlatan Kıssa

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle