Oruçluyken Zevce İle Münasebet Kurmanın Hükmü

Kişinin, oruçlu iken zevcesi ile beraber olması (cima) caiz midir? Peygamber Efendimiz oruçlu kişinin zevcesi ile beraber olması hususunda ne buyurmuşlardır?

İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir: “Ey iman edenler! Sizden öncekilere oruç farz kılındığı gibi sizlere de farz kılındı.” (Bakara 83) İslâm’ın başlangıcında Hz. Peygamber devrinde (Ramazan’da) insanlar yatsı namazını kıldıktan sonra onlara, yemek, içmek ve kadın haramdı. Ertesi gün (akşama) kadar oruç tutarlardı. Bir erkek nefsine hıyanet edip, yatsı namazını kıldığı halde karısına cima etti. İftar da edemedi. Aziz ve Celil olan Allah bunu geride kalanlara kolaylık ruhsat ve menfaat kılmayı murad edip şöyle buyurdu. (Allah bildi ki nefsinize hiyanet edeceksiniz) işte bu Allah’ın insanları faydalandırdığı onlara ruhsat verdiği ve kolaylaştırdığı şeylerden oldu.

Bera radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Bir kimse oruç tutup (akşam) uyur, ertesi akşama kadar bir şey yemezdi. Sırma bin Yas el Ensârî, oruçlu olduğu halde karısının yanına geldi, yanında yiyecek bir şey var mı? Dedi. Kadın hayır yok, gideyim umarım ki yiyecek bir şey isterim, dedi. Kadın gitti, erkeğe uyku galebe etti. Kadın geldi ve senin istediğin olmadı, mahrum kaldın, dedi. O gün, tarlasında çalışıyordu, gündüz yarı olmadan baygın düştü. Kadın bunu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’a anlattı, bunun üzerine “Oruç gecelerinde kadınlarınıza temas size helâl kılındı” ayeti indi. Ayeti (şafak yerinde siyah iplik beyaz iplikten ayrılanana kadar yiyin, için) cümle sine kadar okudu. (Bakara suresi ayet 88) 3

Kaynak: İbrahim Koçaşlı, Sünen-i Ebu Davud ve Tercemesi, Erkam Yayınları

 

RAMAZAN’DA CİNSEL İLİŞKİ CAİZ Mİ?

Ramazan’da Cinsel İlişki Caiz mi?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.