Ölülerin Gördüklerini Görseydiniz Onları Unuturdunuz

Hz. Ali (r.a.) bir cenazede bulundu. Ölü mezara konunca aile efradı bağıra bağıra ağlamaya başladılar. Bunun üzerine Hz. Ali (r.a.) “Ne ağlıyorsunuz? Vallahi eğer ölülerin gördüklerini, görseydiniz, onları unuturdunuz. Azrail hiç kimse kalmayıncaya kadar gidip, gelecek” dedi. Sonra ayağa kalkarak ahiret hayatını anlatan şu konuşmayı yaptı.

Cafer bin Muhammed babasından o da dedesinden naklediyor:

Hz. Ali kerremellahu vecheh bir cenazede bulundu. Ölü mezara konunca aile efradı bağıra bağıra ağlamaya başladılar. Bunun üzerine Hazreti Ali radıyallahu anh “Ne ağlıyorsunuz? Vallahi eğer ölülerin gördüklerini, görseydiniz, onları unuturdunuz. Azrail hiç kimse kalmayıncaya kadar gidip, gelecek” dedi.

ALLAH, KULLARINI BAŞI BOŞ BIRAKACAK DEĞİL

Sonra ayağa kalkarak şu konuşmayı yaptı: Ey Allah’ın kulları! Size güzel misaller veren, ecelinizi tayin eden Allah’a muhalefetten sakınmanızı tavsiye ederim. Allah sizlere istediğinizi dinleyebilen kulaklar, gören gözler ve gelecek olan çeşitli felaketleri sezen kalpler vermiştir. Allah sizleri boş yere yaratmadı. Sizi başı boş olarak bırakacak değil. O size güzel nimetler ikram etti. Bol bol yardım etti. Sizin her yaptığınızı tescil ediyor. İyi ve kötü günlerinizde size yardım etti.

İHTİYAÇ VE İSTEKLERİN SON BULACAĞI GÜN

Ey Allah’ın kulları! Allah’a muhalefetten sakınınız! Yapacağınız işlerde azimli olunuz! İhtiyaç ve isteklerin son bulacağı ölüme iyi ameller yaparak hazırlanınız. Çünkü dünya nimetleri geçicidir. Onun felaketlerinden emin olunamaz, aldatıcıdır. Zayıf bir gölge ve yıkılmaya yüz tutmuş bir dayanaktır. Nimetleri, yenilerini isteyerek çekip gider. Arzu ve emelleri yorarak helak eder.

ÖLÜMÜN PENÇESİNE GEÇMEK ÜZERESİNİZ

Ey Allah’ın kulları! İbret alınması gerekenlerden hisse kapınız. Her şeyden ibret alınız. Korkunç haberlerden ders alınız. Öğütlerden istifade ediniz. Ölümün pençesine geçmek üzeresiniz! Toprak sizi bağrına basmak üzere. Sûr’un üfürülmesiyle korkunç tehlikeler etrafınızı saracak. Kabirdekiler çıkarılacak. Mahşer yerine sevk edilecekler. Cebbar olan Allah’ın denetimi altında hesaba çekileceksiniz. Mahşer yerine giderken, herkesin yanında onu oraya götüren biri ve yaptıklarına şahidlik edecek bir de şahit bulunacak. O gün Allah’ın nuru ile yer yarılır. Amel defterleri ortaya konur. Peygamberler ve şahitler huzura getirilirler. Kimseye zulmedilmeden aralarında adaletle hükmedilir.

CEHENNEMLİKLER CEMALULLAH’I GÖREMEZLER

O gün ülkeler sarsılır, tellallar bağırır, o gün kavuşmak günüdür. Gizli olan her şey açığa çıkar, güneş tutulur. İnsanlar ve onlarda hakları olan hayvanlar aynı yerde toplanırlar. Sırlar açığa çıkar. Kötüler helak olur. Kalpleri ürperir. Cehennemlik olanlara, Allah tarafından helak edici bir darbe ve feryat ettirici bir azab gelir.

Cehennem hırslı, homurtulu, korkunç seslerle, hiddet ve tehdit savurarak karşılarına çıkarılır. Ateşleri yanar, suları kaynar, sıcaklığı vücutlara işler. Ebedi cehennemlik olanlar hiç çıkamazlar. Onların pişmanlıklarının sonu yoktur. Zincirleri de kırılmaz. Onların yanında kendilerine ateşin geldiğini, cehennemin yaklaştığını haber veren melekler vardır. Cehennemlikler cemalullahı göremezler. Allah’ın dostlarından ayrılarak cehenneme giderler.

DAVACI VE DELİL OLARAK AMEL DEFTERLERİ YETER

Ey Allah’ın kulları! Alçak gönüllü mütevazi ve Allah korkusundan dünya değiştiren kullar gibi, siz de Allah’a muhalefetten sakınınız. Onlar sakındırdıkları için çekinirler, korkarlar. İyiliği istemekte acele ederler. Tehlikelerden kaçarlar, kurtulurlar. Onlar ahiret için iyi ameller yaparlar. Azıklarını hazırlıyarak giderler.

İntikam alıcı ve ileriyi gören olarak Allah kâfidir. Davacı ve delil olarak amel defterleri kifayet eder. İyiliklerin mükafatı olarak cennet, kötülüklere karşı ceza olarak da cehennem kâfidir. Kendim için de sizler için de Allah’dan af dilerim. (Hilye 1, 77)

Kaynak: Sadık Dana, İslam Kahramanları, Erkam Yayınları.

KABİR AZABINA KARŞI OKUNACAK DUA

Kabir Azabına Karşı Okunacak Dua

KABİRDE CESEDİ ÇÜRÜMEYEN İNSANLAR

Kabirde Cesedi Çürümeyen İnsanlar

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.