Müslümanın Hayatında İki Temel Şiar

Müslümanın hayatında vazgeçilmez iki temel öğe vardır. Bunlar Kur'an ve Sünnet'tir. Peki Peygamberimiz'in (s.a.v) bizlere emanet olarak bıraktığı Kuran ve Sünnet ile ne kadar muhatabız? Hayatımızın her alanında yer alıyor mu?

Evlâtlarımız eğer; Kur’ân-ı Kerim ile beraber ise, Sünnet-i Seniyye ile beraberse ne mutlu!

Erkek evlâtlarımız sâlih ve sâdık hocalar, ağabeyler ve arkadaşlar; kız evlâtlarımız sâdıka ve sâliha hoca hanımlar, ablalar ve arkadaşlar ile beraber ise; işte onlar anne-babaları için hem dünyada rahmet, hem âhirette rahmet. Böyle sâlih evlâtlar anne-babalar için sadaka-i câriye. Vefatlarından sonra dahî ecir ve hasenat vesilesi…

Lâkin, evlâtlar sâlih ve sâliha kıvâmında yetiştirilmezse, bu hususta ihmal ve kusurlar gösterilirse; böyle evlâtlar dünyada da musîbet, âhirette de musîbet!.. Küfür, nifak, fısk u fücûr ile beraber olan evlâtlar, anne-babaları için seyyie-i câriye!.. Yani anne-baba vefat ettikten sonra dahî, amel defterine günah ve seyyiat yazılmasına sebep!..

Bu sebeple; evlâtlarımıza ve onların çevrelerine ihtimam göstermek, zarûrî. Onların kimle ve neyle beraber olduğuna îtinâ ve dikkat çok mühim. Onlarla beraber kendi hayatlarımıza ve beraberliklerimize de intizam vermek şart.

İmam Gazâlî Hazretleri, nasihatlerinden birinde der ki:

“‒Evlâdım! Son derece dikkat edeceğin bir husus varsa, o da kimlerle düşüp kalktığındır. Şunu iyi bil ki;

Bir sepet sağlam elma, içindeki bir çürük elmayı sağlama çıkartamaz.

Fakat bir çürük elma, hepsini çürütebilir. Bunun için dâimâ sâlihlerle düşüp kalk!”

Gerek sâlihlerle beraberliğin verdiği feyz, gerekse fâsıklarla beraberliğin getirdiği gaflet; gözle görülür, müşahhas bir şey değildir. Böyle olduğu için de, hakikatinin anlaşılmasında çok kusur edilir. Hâlbuki her hususta olduğu gibi sâlihlerle beraber olup fâsıklardan sakınmak husûsunda da kalpteki hassâsiyet arttıkça, ölçüler de incelir, herkesin fark edemediği nice tecellîler hissedilir.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2017 Ay: Şubat Sayı: 144

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.