Kıbleteyn Hadisesi

Kıbleteyn (iki kıble) hadisesi nasıl gerçekleşti? Kabe'ye doğru ilk namaz nasıl kılındı?

Nebiyy-i Ekrem Efendimiz Medîne’ye ilk teşrîflerinde Ensâr’dan olan ecdâdı (veya diğer lafza göre dayıları)na misâfir oldular. On altı veya on yedi ay Beytü’l-Makdis’e doğru namaz kıldılar. Hâlbuki kıblelerinin Beytü’l-Harâm’a doğru olmasını çok arzu ediyorlardı. Kâbe’ye dönerek kıldıkları ilk namaz ikindi namazı olmuştu. Bir cemaat de O’nunla birlikte kıldılar. Efendimiz (s.a.v) ile namaz kılan bir sahâbî Mescid’den çıktı. Yolu bir mescide uğradı. Cemaat rükû hâlindeydi. Onlara:

“‒Allah için şehâdet ederim ki Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte Mekke’ye doğru namaz kıldım!” dedi.

Onlar da oldukları yerde Beytullâh’a doğru döndüler.

Allah Rasûlü’nün Beytü’l-Makdis’e doğru namaz kılmaları yahûdilerin ve diğer ehl-i kitâbın hoşuna giderdi. Yüzlerini Beyt-i Şerîf’e doğru döndürünce bu fiillerini beğenmediler.

İlk kıbleye doğru namaz kılan ve kıble değiştirilmeden evvel vefât eden veya şehîd edilen sahâbîler de vardı. Ashâb-ı kiram onlar hakkında nasıl bir hüküm vereceğimizi bilemedik. O zaman Allah Teâlâ Hazretleri:

“Allah Teâlâ îmânınızı (ibadetlerinizi) zâyî edecek (hiçe sayacak, boşa giderecek) değildir” (el-Bakara, 143.) âyet-i kerîmesini inzâl buyurdu. (Buhârî, Îmân, 30)

Namaz esnâsında kıblelerini değiştirenler Benû Hârise Mescid’inin cemaatidir. Bugün oraya Mescidü’l-Kıbleteyn denilir. Kıblenin değiştiğini Kuba Mescid’ine haber verecek olan zât ise bir başka sahâbîdir.

Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) Hicret’ten evvel Mekke’de namaz kılarlarken Kâbe’yi araya alarak Beyt-i Makdis’e yönelirlerdi. Hicret’ten sonra 16 ay daha Kudüs’e doğru namaz kıldılar.

Saîd ibn-i Müseyyeb (r.a), Ensâr’ın Hicret’in 3 sene evvelinden îtibâren Beytü’l-Makdis’e doğru namaz kıldıklarını beyân eder. (Taberî, Tefsîr, II, 4)

Bedir’den 2 ay evvel, 17 Receb 2. Hicrî senede Allah Rasûlü’ne Mescid-i Harâm tarafına yönelmesi emredildi. (el-Bakara, 142-144)

Bu konudaki rivayetlerin toplamından çıkan sonuç şudur: Allah Rasûlü’nün Kâbe’ye doğru kıldığı ilk namaz, Benî Selime yurdunda öğle namazı oldu. Yukarıdaki rivayette bahsedildiği üzere Mescid-i Nebevî’de kıldığı ilk namaz ise ikindi idi. Kubâ ehlinin mescidlerinde Kâbe’ye doğru kıldıkları ilk namaz ise ertesi günkü sabah namazıdır.

Kaynak: Dr. Murat Kaya, Mescid-i Nebevi'den 111 Hatıra, Erkam Yayınları

KIBLE MESCİD-İ AKSA’DAN KABE’YE NEDEN DÖNDÜ? - KIBLENİN DEĞİŞMESİ

Kıble Mescid-i Aksa’dan Kabe’ye Neden Döndü? - Kıblenin Değişmesi

İKİ KIBLELİ (KIBLETEYN) MESCİD NEREDEDİR?

İki Kıbleli (Kıbleteyn) Mescid Nerededir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.