Fırsat elden kaçmadan, bütün fânî nîmetleri ebedî saâdet sermayesi kılabilmeye gayret etmeliyiz. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, bu hususta
Cenâb-ı Hak, “Düşünmez misiniz, idrak etmez misiniz, ey akıl sahipleri!..” diye akıllarımıza, vicdanlarımıza hitap ediyor. Hikmetleriyle kalbimizi ve aklımızı i
Büyük Allah dostu Nakşibend Hazretleri, öyle bir tevâzû ve mahviyet içinde yaşamıştı ki, mânâ fezâsındaki ulvî mevkiine rağmen, kendisini dâimâ kapı eşiğinde gö
Bundan tam 1.400 sene önce, aşılamanın önemi ve ne demek olduğunun bilinmediği bir zamanda Kur’an bizlere Hicr suresinin 22. ayet-i kerimesiyle şu haberi verme
Hücrelere, gidecekleri yerin konumu bildirilmiş, ancak ellerine bir harita ya da pusula verilmemiştir. Buna rağmen onlar, embriyo içinde özel bir yol takip eder
Kur’ân-ı Kerîm’de tefekkür ve tezekkürü hatırlatan pek çok âyet-i kerîme var.1 Bunlar içinde Âl-i İmrân sûresine bakıyoruz; şöyle buyruluyor: “Göklerin ve yerin
Müʼminin Hakkʼa vuslat yolculuğunda en mühim vâsıtası, yaratılışından gelen bu muhabbet istîdâdıdır.
Benlik yani ben ve bizimkiler, bizden olanlar ve diğerleri, bizden taraf ve diğerleri... Benlik duygusu nasıl oluşur? Biz olan değerlerimizden neleri koparır ve
Göklerde ve yerde bulunan bütün varlıklar, Allâh’ı kendi dillerince zikrederler.
Kendi bilgimizin üstünlüğüne inanarak diğer insanların bilgisini ve ilmini hakir görmek gibi bir hastalık her kalbin düşmanıdır. İşte böyle bir durumun yaşandığ