Seher Aydın, Şebnem Dergisi’nin 120’nci sayısında, 21. yüzyıl insanının unuttuğu bir hakikati yazdı; sevgi.
“El kârda, gönül Yâr’da” olduktan sonra, servet ve zenginliğin hiçbir zararı yoktur. Dünya ile meşgul olmak değil, onu Hakk’a kulluğa perde etmek mahzurludur. Y
Âyet-i kerîmeler mûcibince ömrümüzün sonuna kadar, devamlı artan bir hizmet aşkı içinde bulunmaya gayret etmeliyiz.
Allah'tan uzak olan insanların üç vasfı şöyle anlatılır...
Yaratılıştan bugüne Allah'a inanan kullar, ilahi sırlara vâkıf olabilmenin yollarını aradı. Peki hakikatte ilâhi sırlara nasıl vâkıf olabiliriz?
Vefâkârlık, peygamberlere, velîlere ve fazîlet sâhibi kimselere âit bir vasıf olarak beşerî hayatı en yüce bir seviyede taçlandıran mânevî bir sıfattır. Bu itib
Allah katında amelleri makbul kılan aslî şartlardan en önemlisi ihlastır.
Ameline güvenme! Zira bütün ibadetlerimiz, amellerimiz ve hizmetlerimiz, tıpkı duâlarımız gibi kabule muhtaçtır.
Nakşibendi tarıkatının büyüklerini oluşturan Altın Silsile'de bulunan, Peygamber Efendimiz'den başlamak üzere peygamber vârisi meşâyıh-ı kirâm efendilerimizin k
Cenâb-ı Hak cömert kulunu sever ve diğer insanlara da sevdirir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) insanların en cömerdi idi. Kendisinden önce ashâbını ve ümmetini dü