Gençlikte istikameti muhafaza etmenin dört yolu: Birincisi, sâlih ve sâdık mü’minlerle beraber olmak. İkincisi, ibadetlerimize dikkat edebilmek. Üçüncüsü, dünya
Özellikle her türlü olumsuz dış faktörlere açık sosyal ortamlar, insanın fıtratına aykırı dünyevî kaygı taşıyan insanî ilişkiler mânevî çürümeyi hızlandıran ort
Duâları kabul eden Allah Teâlâ’dır. O’nun esmâ-i hüsnâsından / en güzel isimlerinden biri de «اَلْمُج۪يب el-Mücîb / Duâlara icâbet eden»dir.
Âyet-i kerîmede buyurulur: “Allâh’a koşun!..” (ez-Zâriyât, 50) Cenâb-ı Hakk’a ilticâ, yegâne çaremizdir. Zira insan ne kadar gayret etse, Cenâb-ı Hakk’ın verdiğ
Duâ, sadece kavlî değildir. Amel-i sâlihler, fedâkârâne hizmet ve gayretler de fiilî duâdır.
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından tüm camilerde okunan bu haftaki cuma hutbesinin konusu "hicret" oldu. Önümüzdeki Salı günü, Muharrem ayının ilk gününü hicr
Peygamber Efendimiz kendisine en iyi davranılması gereken kimsenin annemiz olduğunu söylemekte, hatta onun bu iyi muameleyi, babaya nispetle üç misli daha fazla
Hz. İbrahim'in (a.s.) duasından hareketle bir mü'minin taşıması gereken dört derdi açıklıyoruz.
Gözyaşı, ilâhî muhabbet bağına girenler için tevbe pınarıdır. Günahları yıkar, temizler. Rabbe karşı bir şükrandır.
Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-; dâimâ Cenâb-ı Hakk’a duâ, niyaz, hamd, şükür ve zikir hâlinde yaşadı. Ashâbına da Rabbe ilticâ hâlinde yaşamayı tâli