Kapitalizmin Açgözlülüğü ve Hırsı

Kapitalistlerin birkaç litre fazla süt için ineklere yaptıkları zulüm insanın kanını donduruyor. Kapitalizm bir kaç litre daha fazla süt alabilmek için ineklerin karnında bir pencere açıp onları zorla doğrudan besleyerek daha fazla süt almanın yolunu da buldu...

Daha fazla et ve süt üretimi sağlayıp daha çok para kazanabilmek adına; ineklere doğrudan yem vermek yerine GDO'lu yemleri ineklerin midelerine açtıkları delikten yerleştiriyorlar. Kısa sürede ve zorla daha çok beslenen inekler daha çabuk kilo alıyor ve daha çok "ürün" yani süt veriyor. Kanüllü İnekler adı verilen delik açılmış ineklerin verdiği sütlerin helalliği konusunda da sıkı bir tartışma devam ediyor. İşte o vahşi yöntem:

Kapitalizm bir kaç litre daha fazla süt alabilmek için ineklerin karnında bir pencere açıp onları zorla doğrudan besleyerek daha fazla süt almanın yolunu da buldu.

Kanüllü İnekler adı verilen delik açılmış ineklerin midesi düzenli olarak çıplak gözle incelenerek yediğini sindirip sindirmediği belirleniyor.

Çiftçiler ineklerinin ne yediğini bu midesine açılan pencere sayesinde görüp test yapabiliyor. Midesinde delik açılan ineklerin gaz çıkarma oranlarının çok azaldığı ve bunun da süt verimini arttırdığı iddia ediliyor.

İneğin karnına açılan 20 santimlik deliklere özel bir tıpa takılıyor. Bu operasyon yaklaşık bir saat sürüyor. İnekler geviş getirirken çiftçiler bu tıpayı açıp elini midesinin içerisine sokabiliyor.

Peki 'kanül' nedir? Kanül, en geniş tanımıyla, herhangi bir hayvanın (insan, inek, kedi, köpek, vs.) vücudunda açılan veya var olan bir kanaldan içeri sokulan tüplere denir. Genellikle bu tüpler aracılığıyla ya bazı sıvılar ve besin maddeleri vücuda verilir ya da çalışılması gereken, bilgi edinilmesi gereken bir bölgeden veri toplanır.

İneklerde bu işlem yapıldığında kanüllü inek elde edilir ve bu kanül, ineğin 4 odalı midelerinden en büyüğü olan rumen kısmına doğrudan erişim sağlar.

Bu araştırmalardan bazılarının süt üretimini arttırmayla ilgili olduğu doğrudur. Ancak bu konudaki çarpıtmalara dikkat etmek gerekir: tüm ineklerin rumenine kanül takılarak onların doğrudan beslenmesini sağlamak gibi bir amaç yoktur.

Sadece birkaç inekte bu delik açılır ve çeşitli besinlerin ne gibi sindirimsel süreçlerden geçtiği analiz edilir. Bu sayede, en uygun besin kombinasyonu araştırılır. Amaç, süt kalitesini arttırmaktır.

Eski yöntemlerden daha iyi bir besin kombinasyonu keşfedildiğinde, diğer inekler de bu şekilde beslenmeye başlanır. Dolayısıyla hepsinin karnını delme gibi bir yöntem bulunmamaktadır. Hayvan hakları savunucuları bu duruma isyan ederek uygulanan yöntemin zalimce olduğunu açıkladı.

Kaynak: Sabah

 

 

 

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.