Kanser Tedavisinde Zerdeçallı İlaç Çalışması

Zerdeçaldan elde edilen “curcumin” molekülü ile kanser tedavisinde başarılı sonuçlar elde eden KTO Karatay Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mutlu Demiray, geliştirdiği formülasyonuna ilaç ruhsatı almak için çalışma başlattı.

KTO Karatay Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mutlu Demiray, kanser tedavisinde başarılı sonuçlar aldığı zerdeçalı, ilaç formülasyonu haline getirmek için çalışma başlattı.

Demiray, Sağlık Bilimleri Üniversitesi bünyesindeki Teknopark’ta Ar-Ge ve inovasyon alanında çalışma yürütüyor. Zencefilgiller familyasından sarı çiçekli, büyük yapraklı otsu bitki zerdeçalı, kanser tedavisinde kullanan Demiray, kullandığı yöntem ve formülasyonuna patent aldı.

Prof. Dr. Mutlu Demiray, yerli ve milli ilaç çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Doğal geleneksel moleküllerin insanlığın hizmetine sunulmasına öncülük edebileceğini aktaran Demiray, bu konuda büyük ilaç firmaları ile rekabet etmenin zorluğuna dikkati çekti.

Demiray, geleneksel ve doğal moleküllerin modern yöntemlerle etki mekanizmaları açıklanarak, insanlığın hizmetine sunulmasının önemli olduğunu dile getirerek, şunları belirtti:

“Burada da zerdeçalın özünde bulunan ‘curcumin’ adı verilen molekülün, kanser tedavisinde işe yaradığı binlerce çalışma ile gösterildi. Yaklaşık 6 yıldır biz de çalışıyoruz. Dünyadaki ilk yayınlardan birini yaptık. Bir hastanın zerdeçal ile iyileşebileceğini gösterdik. Daha fazla hastamız da var, bunların da yayınlarını hazırlıyoruz. Bu alanda zerdeçalın, nano formülasyonlarla tümöre spesifik etkileyeceği şekilde dizaynlara öncülük edebiliriz. Bunlar da büyük ilaç firmalarının ürettiği ilaçlar kadar etkili olacaktır. Etkinliklerinde kesinlikle bir azalma olacağına inanmıyorum. Onun için bu konuda öncülük edebiliriz. Ülkemizde bunları ileri seviyelere taşıyabilecek bilgi, görgü var.”

Kanserdeki proteinlerin önemine değinen Demiray, bunların bir türlü tedavi edilemediğinin hayvan deneylerinde de ortaya çıktığını anlattı.

“NANO FORMÜLASYONLARIMIZ VAR”

Demiray, kanser tedavisinde zerdeçalın etkisine işaret ederek, şöyle devam etti:

“Bunun ilacı zerdeçal. Kansere ‘curcumin’ verirseniz, bunu ortadan kaldırıyorsunuz. Kanser hastalarında bu protein olduğunu gösterdik. Bununla birlikte bu denli yöntemlerle başka mutasyon olduğunu gösterdik. Zerdeçal ile bir akıllı ilacı birlikte kullandığımızda o tümörü tedavi edebildik. Ama tek başına akıllı ilaç tedavi etmiyordu. Ne zaman zerdeçalla bir araya getirdik o zaman başarılı olabiliyorsunuz. Zerdeçalın özündeki ‘curcumin’ maddesi kana geçmiyor, yağda çözülüyor. Direkt bunu damara vererek veya kana geçecek formülasyonu yapabilirseniz, zerdeçal kanserde çok işe yarayacak. Bunu yaptık ve gösterdik. Ama bir basamak ötesine geçmek lazım. Sadece tümörde biriktirecek yöntemlerimiz var. Nano formülasyonlarımız var. Şimdi yeni bir ekip topladık. Milli ilaç politikasının bir parçası olarak yetişmiş olan teknologlarımızla birlikte zerdeçalı direkt tümöre gönderecek metodu patentleyeceğiz. Zaten mevcut patentli bir formülümüz var. İkinci bir formülasyonla insanlığın hizmetine sunmayı amaçlıyoruz. Bu alanda çok başarılı olabiliriz.”

“RUHSATA BAŞVURACAK KONUMA GELDİK”

Zerdeçal ile tedavi yöntemini uyguladığı bir hastanın sağlığına kavuştuğunu ifade eden Demiray, şunları kaydetti:

“Yaklaşık 5 yıl oldu. Hastamız, tükürük bezi kanseriydi, tüm akciğere yayılmıştı. Bunda bu tedavi metodunu kullandık. Hastamız sağlığına kavuştu. Çok iyi oldu, iyilik hali devam ediyor. En önemli tarafı bu. Uluslararası yayına da verdik. Bilimsel makalesini de yayınladık. Bu çalışmalarla son aşamaya kadar getirdik. Bugün ruhsata başvuracak konuma geldik. Önümüzdeki 1 yıl içerisinde bunun ruhsatlandırma işlemlerinin başlamasını istiyoruz, hedefliyoruz. Binlerce hastaya uyguladık, bir sürü sonuç elde ettik. Bunları yayınlamaya başlıyoruz, uluslararası dergilerde yazıyoruz, kongrelerde sunduk.”

Kaynak: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.