Kadınların Parfüm veya Koku Sürerek Dışarı Çıkması Caiz mi?

Kadınların parfüm veya koku sürerek dışarı çıkması caiz mi? Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.

Parfüm, özellikle de kadın için önemli bir araç. Çünkü kadınları Cenâb-ı Allah süs olarak yarattığını beyan ediyor. Yani onlar bizatihi gül gibi, efendim lale gibi, bizatihi bir ziynettir. Ekstra bir süse ihtiyaçları yok. Ama buna rağmen o ziynet olan kadınların süslenmelerine müsaade edilmiş, hatta teşvik edilmiş. Yani bir kadının imkân nispetinde altın takması, mücevher takması, efendim küpe takması, kolye takması bunlar teşvik edilmiş. Çünkü kadınlığını destekleyen unsurlar.

Yine bir kadının parfüm kullanması, koku kullanması… Bunlar da genel olarak koku kullanmayı teşvik eden hadisler bağlamında teşvik edilmiş. Ama kadının bunu mahrem dairede yapması gerekiyor. “Sokağa çıkayım da ben kokumla birilerinin dikkatini çekeyim, oradan yürüdüğüm belli olsun, insanların dikkati benim üzerime yoğunlaşsın.” türünden bir düşünceyle kadının kokulu sokağa çıkmasını Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm farklı hadislerde çok dikkat çekici bir şekilde ikaz ediyor. Bunun sebebi de, kadını korumaya yönelik bir tedbir alıyor olmasıdır dinimizin.

Yoksa maalesef sokaklarda, istesek de istemesek de her türlü yaratık mevcut. Binaenaleyh, “Ben istediğimi yaparım, kimse bana karışamaz.” türünden bir akılla sokağa çıkan bir kimse, Allah muhafaza etsin… Yani otobanda “Ben giderim kardeşim, kimse bana karışamaz.” Gidemezsin, yani bir araba gelir çarpar. Lüzumsuz bir şekilde kendi güvenliğini tehlikeye atmış olursun. “Efendim ben sokağa istediğim gibi çıkarım, istediğimi yaparım, kimse bana karışamaz.” Karışmasın; ama karışıyor maalesef.

Dolayısıyla yani çok affedersiniz, bütün itleri kopukları bağlama imkânımız yok. Kadınlar da haklı olarak diyorlar ki: “Peki niye biz hep kendimizi koruyacağız da erkekler kendilerini korumayacak?” Hayır, erkeklerin de kendilerini koruması lazım. Yani bu tehlike sadece kadınlar için söz konusu değil, erkekler için de söz konusu. Dolayısıyla eğer dünyada bir sosyal ortamı paylaşıyorsak, bu sosyal ortamdaki tehlikelere de dikkatli olarak yaklaşmamız lazım. Bunun başında da kadının kendisini tabiri caizse mahrem dairede rahat, onun dışında piyasada tedirgin hissetmesidir.

Vesselam.

İslam ve İhsan

KADININ KOKU SÜRÜNEREK DIŞARI ÇIKMASI İLE İLGİLİ HADİSLER

Kadının Koku Sürünerek Dışarı Çıkması ile İlgili Hadisler

TESETTÜRDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Tesettürde Dikkat Edilmesi Gerekenler

ÖRTÜNMEK İLE İLE İLGİLİ AYETLER

Örtünmek ile İle İlgili Ayetler

ÖRTÜNMEK İLE İLGİLİ HADİSLER

Örtünmek ile İlgili Hadisler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.