İŞLENEN HAYRIN ŞEKLİ NASIL OLMALI?

Yapılan işleri Allah katında değerli kılacak olan, ihlâs ve samîmiyetimiz, yani o işleri sadece Allah rızâsını kazanmak niyetiyle yapmış olmamızdır.

İnsanların takdir ve teveccühünü kazanmak veya hem Allah rızâsını hem de insanların takdirini kazanmak düşüncesiyle yapılan ibâdet ve hizmetlerin Allah katında hiçbir değerinin olmadığını şu hadîs-i şerîfler ne kadar âşikâr bir sûrette ortaya koymaktadır:

“Bir adam Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e gelerek:

«Ey Allâh’ın Resûlü! Ben yaptığım işte öyle bir niyet taşıyorum ki, hem Allâh’ın rızâsını kazanmak istiyorum, hem de yaptığım işin başkaları tarafından görülerek takdir edilmesini istiyorum. Ne buyurursunuz?» diye sordu:

Resûlullah Efendimiz:

«…Artık her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, amel-i sâlih işlesin ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın!» (el-Kehf, 110) âyet-i kerîmesi ininceye kadar bir şey söylemedi.” (Hâkim, Müstedrek, 2/111; Taberî, Câmiu’l-Beyân, 16/40)

HEM SEVAP HEM DE ŞÖHRET KAZANMAK İÇİN YARIŞANLAR

Yine bir kimse Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e gelerek:

«–Hem sevâp hem de şöhret kazanmak için savaşan kişi hakkında ne buyurursunuz, bu kişinin eline geçecek olan nedir?» diye sormuştu. Efendimiz ona şu cevabı verdiler:

«–Onun eline hiçbir şey geçmez. Allah Teâlâ, ancak ihlâsla yapılan bir ameli ve sadece kendi rızâsı gözetilerek yapılan işleri kabul buyurur.»” (Nesâî, Cihâd, 24; Süyûtî, ed-Dürrü’l-Mensûr, 5/472)

Bir başka hadîs-i şerîfte de Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

“Kim işlediği hayrı şöhret kazanmak için halka duyurursa, Allah onun gizli işlerini duyurur. Kim de işlediği hayrı halkın takdirini kazanmak için başkalarına gösterirse, Allah da onun riyakârlığını açığa vurur.” (Buhârî, Rikak 36, Ahkâm 9; Müslim, Zühd 47-48)

Bu sebepledir ki, meselâ kişinin sağlığındayken yaptırdığı câmi veya hayır müesseselerine kendi ismini vermesi; riyâ, kibir ve şöhrete kapı aralayabileceğinden doğru bir davranış değildir. Lâkin, kendisinin vefâtından sonra, o kişiye hayır duâ edilmesi maksadıyla isminin verilmesinde, -riyâ tehlikesi ortadan kalkmış olduğu için- bir beis yoktur.

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Gönül Yolculuğu, Erkam Yayınları

PAYLAŞ:            

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle