İmam Hatip Lisesinden 25 Farklı Ülke İle Uluslararası Mehter Takımı

Bursa'daki uluslararası imam hatip lisesinde 25 farklı ülkeden 33 öğrenciyle mehter takımı oluşturuldu.

Mehter takımına, Pakistan, Ürdün, Burkina Faso ve Fildişi Sahili gibi 25 farklı ülkeden 33 öğrenci katıldı. Öğrenciler, ilk konserlerini de arkadaşlarına verdi.

Bursa'daki Uluslararası Murad Hüdavendigar Anadolu İmam Hatip Lisesinde 25 farklı ülkeden 33 öğrencinin katılımıyla mehter takımı kuruldu.

Osmangazi Belediyesince yaptırılan, Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğüne bağlı lise, 70 ülkeden öğrencilerin eğitim öğretim faaliyetlerinin yanı sıra Türk kültürünün tanıtılmasında önemli görevler üstleniyor.

Bu kapsamda lise öğrencileri arasında kurulmasına karar verilen mehter takımına, Pakistan, Ürdün, Burkina Faso ve Fildişi Sahili gibi 25 farklı ülkeden 33 öğrenci katıldı. Öğrenciler, ilk konserlerini de arkadaşlarına verdi.

Osmangazi İlçe Milli Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer, Bursa'nın Osmanlı tarihinde önemli yeri olduğunu söyledi.

Lisede 70 ülkeden öğrencinin eğitim gördüğünü belirten Çokgezer, "Osmanlı zamanında kurulan mehter takımlarında da farklı coğrafyalardan ve farklı milletlerden kişiler vardı. 5 yıl önce bu fikir oluştu, bu mehter takımında farklı renklerden, farklı milletlerden, farklı ırklardan öğrenciler var. İnşallah bunu Türkiye'nin her yerine konser verecek hale getirip gönül coğrafyamızı bu müzik sayesinde birleştireceğiz." dedi.

Çokgezer, kıyafetlerin Bursa Olgunlaşma Enstitüsü tarafından en kaliteli kumaşlarla, öğrencilerin bedenlerine uygun dikildiğini de ifade etti.

"Buradan bir barış, sevgi, üç kıtaya yayılmış"

Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar ise öğrencilerin her alanda başarılarını ispatladığını, mehter takımının da bunun göstergesi olduğunu söyledi.

Müziğin evrensel olduğunu vurgulayan Dündar, "Bursa, Osmanlı'yı kuran payitaht şehir. Buradan bir barış, sevgi, üç kıtaya yayılmış, 600 sene sürekli barış ortamında dil, din, ırk ayrımı gözetmeksizin insanlığa hizmet verilmiş. İşte bu okulda da bunu görüyoruz. Öğrencilerimiz aynı mantalite ile burada eğitimlerini alıp, ülkelerinin insanlarına hizmetlerini sunmuş olacak. Biz dışarıdan yabancı bir müziği alıp kendi insanımıza, kendi gençlerimize vermiyoruz, kendi müziğimizi, kendi milli tablomuzu yine bu gönül coğrafyamıza göndermiş oluyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Okul müdürü Mehmet Türkmen, okulun Osmanlı padişahlarından 1. Murat'ın adını taşıdığını dile getirdi.

Projeye 40 öğrenciyle başladıklarını belirten Türkmen, "Bizim için çok anlamlı ve özel bir program. Önce okul genelinde mehterle ilgili bilgilendirme yaptık. Sonra mehtere ilgi duyanları takıma aldık." dedi.

Öğrenciler projede yer almaktan mutlu

10. sınıfta okuyan Ürdünlü Huzeyfe Alavne, takımda mehter başı olarak görev yaptığını, marşları söylettiğini, duaları okuduğunu aktardı.

Daha önce haberdar olmadığı mehter takımını proje sayesinde tanıdığını belirten Alavne, "Proje içinde yer almak çok güzel. Hem eğleniyoruz hem de kültürümüzü genişletiyoruz. Mehter, harp zamanlarında askerleri savaşa teşvik ediyordu, onları cesaretlendiriyordu. Okulda farklı kültürlerle, farklı insanlarla, farklı renklerle tanışıyoruz." diye konuştu.

12. sınıfta okuyan Pakistanlı Muhammed Enes ise yeni marşlar öğrendiklerini, projede yer almaktan mutluluk duyduklarını söyledi.

Enes, ailesine mehter takımıyla çekildiği fotoğrafları gönderdiğini, onların da çok mutlu olduğunu kaydetti.

12. sınıftaki Burkina Fasolu Abdulkerim Tenkodogo, zırh olarak mehter takımında görev yaptığını, askerleri temsil ettiğini belirtti. Projede yer aldığı için çok mutlu olduğunu dile getiren Tenkodogo, arkadaşlarıyla bağını da güçlendirdiğini anlattı.

Fildişi Sahili'nden Seydou Diakite, mehter takımında çift davul çaldığını belirterek, "Bazen hareketleri yapmaya çalışıyorum. Çok mutluyum, fotoğraflarımı babama gönderdim, çok sevindi." ifadelerini kullandı.

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.