İhtiyarlamadan Yaşlanabilir Miyiz?

İhtiyarlamadan yaşlanmak mümkün mü? Peki yaşlanmayı geciktirmek için neler yapılmalıdır?

Modern hayatın dayattığı günümüz yaşam tarzı, beslenme alışkanlığımızda ki affedilmez hatalar sağlığımızı olumsuz yönde etkiliyor. Gelişen teknoloji, bir yandan insan ömrünü uzatırken, bir yandan da hareket kabiliyetimizi azaltıyor. Adeta birer robot gibi olduk. Gerilim, uyku düzensizliği, dengesiz beslenme, şişmanlık, alkol ve sigara bir de buna egsersiz yapmadan külçe gibi bir hayat yaşadığımızı ilave edersek mahvolmamızın kapılarını sonsuza kadar açmış oluyoruz.

İHTİYARLAMADAN YAŞLANMAK MÜMKÜN MÜ?

İhtiyarlamadan yaşlanmak nasıl mümkün olabilir? Evet mümkün. Yaşantımıza ilişkin bazı hususlara dikkat ettiğimiz takdirde yaşam kalitemizi yükselterek bunu engelleyebiliriz.

BESLENMEDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

Öncelikle beslenmede dikkat edilmesi gereken hususları şöyle sıralayabiliriz:

1- Hücrelerin, serbest radikallerin zararlı etkilerine karşı silahlanması için sebze ve meyve tüketmek gerekiyor.

2- Konserve besinler yerine taze, hormonsuz ve katkı maddesiz beslenme tercihleri yapmalıyız.

3- Sebzeleri mümkün olduğunca çiğ veya az pişmiş olarak tüketmek gerekiyor. Çiğ ve taze sebzelerin sahip olduğu antioksidan özellikle, pişirmeyle yok olabilir ya da azalır.

4- Hayvani yağlar yerine, zeytinyağı, kanola yağı, soya yağı gibi sıvı yağları tercih etmek gerekiyor. Tereyağ düşkünü iseniz çok az miktarda, tabir caiz ise koklatarak yemeliyiz.

5- Kuru fasulye, nohut, bakla, bezelye, mercimek, yeşil fasulye, soya ve yulafta bol miktarda bulunan saponinler, antioksidan etkisiyle hücrelerdeki bozulmayı önleyerek kanser gibi ölümcül hastalıklara karşı etki gösteriyorlar.

6- Zeytinyağı en iyi antioksidan yağdır ve ilk tercih olmalıdır. Bol E vitamini sayesinde hücresel gençleşmeyi sağlar ve hastalıklardan uzak tutar. Ayrıca, kötü kolesterolü eriterek iyi kolesterolü artırır. Böylece, damar sertliği, kalp-damar sistemi hastalıkları, kalp krizi ve inmeden uzak durmanızı sağlar.

7- Yüksek ısıda pişirilen, kızartılan etlerin içinde kanserojen etki yapan heterosiklik aminler oluşur, bunu önlemek için fırınlama, buharda veya mikrodalgada pişirmeyi tercih etmeliyiz. Gril tarzı mangalda kebap ya da tütsülenmiş gıdalarda ilave kanser riskleri söz konusudur.

8- Beyaz unlu gıdalar, beyaz ekmek, pirinç, patates ve tüm şeker katkılı gıdaların glisemik indeksi yüksektir. Bu da erken yaşlanmaya sebep olmaktadır. Beyaz pirinç yerine, posa bakımından zengin esmer pirinç veya bulgur pilavı tercih etmek iyi bir çözümdür. Tuz-şeker-un her zaman kaçmamız gereken üç beyazdır...

9- Lif, bitkisel gıdaların iskeletini oluşturduğundan, ne kadar fazla sebze, meyve ve işlenmemiş tahıl yenirse o kadar fazla lif alınmış olur. Günde 30 - 35 gram kadar lif almak vücut için yararlıdır. Lif aynı zamanda mide bağırsak sisteminin içindeki zararlı zehirlerin etkisine karşı da bizi koruyacaktır.

İhtiyarlamadan yaşlanmak istiyorsak cildimizi koruma zorunluluğumuz da vardır. Güneş ışığına karşı cildi korumaya özen gösterirken özellikle taze meyve-sebze sularını içerek cilt elastikiyetini tazeleyebiliriz.

Günümüzde gelişen tıpla birlikte insan ömrünün uzaması, insanların ciltlerine ilgilerinin artmasına sebep olmuştur. Çünkü yaşlı olup ta ihtiyarlamayanların ciltlerindeki tazelik ve pembelik önemli bir yer tutar. C vitamini, Keenzim Q 10, Alfa-Lipoik Asit, Likopen ve gibi güçlü antioksidanlardan daha çok yararlanabiliriz. Antioksidan etkili vitamin-mineraller, bitkisel ve besinsel desteklerin cilt yaşlanmasını önlemede ve kırışıklıkları tedavi etmede kullanılması büyük başarılar sağlamaktadır.

Maddeler çoğaltılabilir. Yukarda aktardıklarımızı yapamayacak veya uygulamayacak insan yok gibidir. O halde bu günden tezi yok yapabildiklerimizden başlayalım. Klasik bir atasözüdür ama oldukça önemlidir: Başlamak bitirmenin yarısıdır.

Kaynak: Dr. Ali Akben, Altınoluk Dergisi, Sayı: 245

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.