Hz. Hasan ve Hüseyin’in (r.a.) Abdest Öğretme Edebi

Hazret-i Hasan ve Hüseyin’in bir kişiye nezaketle abdest öğretmesi ve Peygamber Efendimiz’in temizlik ve misvak tavsiyeleri üzerinden ibadet adabı anlatılıyor.

Mevlânâ Hazretleri, Fîhi Mâ Fîh adlı eserinde şu kıssayı rivâyet eder:

HASANEYN’İN EDEBİ VE NEZAKETİ

Hikâye ederler; Allah ikisinden de râzı olsun, Hasan’la Hüseyn radıyallahu anh çocukken birinin yanlış abdest aldığını gördüler. Adamın abdesti şerîate sığmıyordu. Ona en güzel şekilde abdest almayı öğretmek istediler. Adamın yanına gittiler. Birisi dedi ki:

“–Bu kardeşim, bana; «–Yanlış abdest alıyorsun!» diyor. İkimiz de sizin yanınızda abdest alalım; bakın bakalım; ikimizden hangimizin abdesti şerîate uygun?” İkisi de adamın yanında abdest aldılar. Adam (bu zarif üslûp ile kendi abdestinin kusurlarını anladı ve);

“–A çocuklar” dedi, “Sizin abdestiniz şerîate tam uygun, doğru, güzel; bu yoksulun abdesti yanlışmış.”

NAMAZ ÖNCESİ TEMİZLİK VE EDEP

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, ağız ve diş temizliğine de ayrı bir ehemmiyet vermiştir.

Bir hadîs-i şerîfinde de şöyle buyurmuştur:

“Eğer ümmetime zor gelmeyeceğini bilseydim, her namaz (hazırlığın)da misvak kullanmalarını emrederdim.” (Buhârî, Cum’a, 8)

Demek ki İlâhî huzûra dururken; bulaşık bir ağızla, kirli ve kötü kokulu dişlerle durmamak, gerekli temizliği yaptıktan sonra o makama yönelmek lâzımdır.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mü'minin Hayatında Namaz ve Zekât, Yüzakı Yayıncılık

İslam ve İhsan

ABDESTİN FAZİLETİ VE GÜNAHLARI TEMİZLEMEDEKİ ROLÜ

Abdestin Fazileti ve Günahları Temizlemedeki Rolü

NAMAZ HAZIRLIĞI NASIL OLMALIDIR?

Namaz Hazırlığı Nasıl Olmalıdır?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.