Hüdayi Vakfı’ndan Yemen İçin Yardım Çağrısı

Hüdayi Vakfı bünyesinde yurt içinde ve yurt dışında meydana gelen deprem, sel, kuraklık, salgın hastalık gibi doğal felâketlerden etkilenenlere yönelik acil yardımlarda bulunan “Hüdâyî Acil Yardım (HAY)” Yemen için de acil yardım çalışması başlattı.

Arap Yarımadası’nın en fakir ülkesi Yemen’de 2015 yılında başlayan iç savaş nedeniyle 22 milyonluk nüfusun üçte ikisi temel insani ihtiyaçlar noktasında yardıma muhtaç halde.

İç savaş, Yemen’deki kıtlığı tehlikeli boyutlara ulaştırdı. Nüfusunun üçte birinin insani yardıma muhtaç olduğu ülkede insanlar, yiyecek hiçbir şey bulamadıkları için “ot ve yaprak” yemeye başladı. 8.5 milyon insan açlık sınırında, 7 milyon ise beslenme koşulları açısından kötü durumda.

Sağlık sorunu da had safhada. Ülkede 10 milyon kişi, sağlık hizmetine erişimin tamamen ortadan kalktığı bölgelerde yaşıyor. Dünyanın en büyük kolera salgınından muzdarip ülkede, kasaba ve şehirlerde temiz su kaynakları kesildi. Hastanelerde ilaçların yetersiz kalması nedeniyle kolera, kızamık ve difteri gibi salgın hastalık vakaları arttı. Ülkede kolera vakasından yaklaşık 1 milyon kişinin etkilendiği tahmin ediliyor.

Birleşmiş Milletler rakamlarına göre Yemen’de her 10 dakikada bir çocuk savaş nedeniyle can veriyor. 3 milyondan fazla kişiyse ülke içinde göçmen durumunda. Evlerini terk etmiş, barınma ihtiyacı içindeler. Altyapı büyük oranda çökmüş durumda. Binlerce okul eğitim hizmeti vermekten uzak, harap vaziyette. Birleşmiş Milletler verilerine göre 2018 yılı için ülkenin ihtiyaç duyduğu insani yardım miktarı yaklaşık 3 milyar doları buluyor.

İnsani krizlerin ve doğal afetlerin yaşandığı bölgelere acil yardımları ulaştıran Hüdayi Vakfı, açlık, susuzluk ve salgın hastalıklarla mücadele eden, dünyanın en büyük insani krizlerinden birinin yaşandığı Yemen için de yardım çağırısında bulunuyor.

NASIL YARDIM EDEBİLİRİM?

Gıda, sağlık ve hijyen gibi birçok konuda acil yardıma ihtiyaçları bulunan savaş mağdurlarının yaralarını sarmak isteyen bağış severler  “YEMEN” bağış kalemi aracılığıyla bu yardım çağrısına diledikleri miktarda destekte bulunabilir.

Online bağış ve destek için tıklayınız…

 

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.