Haccın Sünnetleri Kaç Tanedir?

Haccın sünnetleri nelerdir? Maddeler halinde haccın sünnetleri.

Haccın sünnetleri yirmidokuz tanedir:

HACCIN SÜNNETLERİ

1) İhram için, temizlik amacıyla boy abdesti veya namaz abdesti almak. Hz. Peygamber’in Vedâ haccı için Zü’l-Huleyfe’de ihrâma girerken boy abdesti aldığı nakledilir.[1] Bu, temizlik için olduğundan, hac veya umre için ihrama girecek âdetli veya loğusa kadınlar da bunu yaparlar. İbn Abbâs’ın merfû olarak naklettiği bir hadiste şöyle buyurulur: “Âdetli ve loğusa kadınlar boy abdesti alır, ihrama girer, Beytullah’ı tavaf dışında, haccın bütün menâsikini ifâ ederler” [2] Nitekim Vedâ haccı için Zü’l-Huleyfe’de ihrama girilirken, hanım sahâbeden Esmâ binti Umeys doğum yapmış ve Muhammed İbn Ebî Bekr’i dünyaya getirmişti. Hz. Peygamber’e gelerek ne yapması gerektiğini sorunca, Allah’ın Rasûlü, Esmâ’ya şöyle buyurmuştur: Boy abdesti al, bir kuşakla karnını sımsıkı bağla ve ihrama gir.” [3]

2) İki rekât ihrâm namazı kılmak. Niyet ve telbiyenin bu namazdan sonra yapılması daha faziletlidir. Nitekim hadiste şöyle buyurulmuştur: “Nebî (s.a.s), Zü’l-Huleyfe’de iki rekât namaz kıldı, sonra ihrâma girdi.” [4] Bu namazın birinci rekâtında Kâfirûn, ikinci rekâtında ise İhlâs sûresini okumak sünnettir. Mâlikî ve Hanbelîler’e göre, ihrâma farz namazın arkasından girilir. Çünkü İbn Abbâs (r.a.)’tan, Rasûlullah (s.a.s)’in böyle yaptığı nakledilmiştir. Hanefîlere göre de farz namaza rastlamışsa, ihram namazı yerine farz namaz yeterli olur. Delil, tehıyyetü’l-mescid namazına kıyastır.[5]

3) İhram için beyaz ve yeni peştemal ile omuz havlusu örtünmek. Erkeklerin bütün elbise ve çamaşırlarını çıkararak[6] alt ve üst iki parça örtüye bürünmesi sünnettir. Bu örtülerin beyaz, yeni veya yıkanıp temizlenmiş olması müstehaptır.

Baş açık, ayaklar çıplak olup, terlik veya nalin giyilebilir. Hadiste şöyle buyurulur: “Sizden biriniz, bir izâr (alt peştemal) bir ridâ (üst peştemal) ve iki nalınla ihrâma girsin. Nalın bulamazsa, mest giysin, mestlerin topuklarından aşağısını ayırsın” [7]

İhrâma giren kadınlar, elbiselerini çıkarmazlar, başlarını açık bulundurmazlar. Yalnız yüzleri açık bulunur, telbiye getirirken seslerini yükseltmezler.

4) İhramdan önce gül yağı gibi güzel kokulu bir şey sürünmek. Hz. Âişe’den şöyle dediği nakledilmiştir: “Ben Nebî (s.a.s)’i, ihrâma girerken bulabildiğim en güzel koku ile kokuluyordum” [8] Buna göre, kokunun eserinin ihrâmlı iken devam etmesinde bir sakınca bulunmaz. Ancak artık ihrâm süresince yeniden kokulanmak, hattâ kokulu sabun kullanmak câiz görülmemiştir.

5) İhramdan sonra her seher vaktinde, her namaz kılışta, her yokuşa iniş çıkışta, her yolcu kafilesine rast gelişte orta bir sesle üç kere, “Lebbeyk, Allahümme lebbeyk…” diye telbiyede bulunmak. Mîkât yerinde ihram niyetiyle ve Allah’ı ta’zîm için getirilen ilk telbiye ile ihram süreci başlar. Bundan sonra yolda, iniş çıkışlarda, yol arkadaşlarıyla karşılaşmalarda ve namaz arkalarından üç defa “Lebbeyk Allahümme Lebbeyk...” diye telbiyede bulunmak sünnettir. Telbiyede zaman zaman ses yükseltilir.

Mâlikîler dışında çoğunluğa göre telbiye, kurban bayramı günü Akabe cemresine ilk taşın atılmasıyla kesilir. Çünkü Hz. Peygamber böyle yapmıştır.[9] Ancak, taşlamadan önce tıraş olunursa, telbiye kesilir. Umre yapan ise tavafa başlamakla telbiyeyi keser.

6) Telbiyeden sonra Rasûlullah (s.a.s)’e çokça salâtü selâmda bulunmak.

7) Salâtü selâmdan sonra Allah Teâlâ’ya duada bulunmak. Şöyle dua edilebilir: “Allahümme! İnnî es’elüke rızâke ve’l-cennete, ve eûzü bike min ga­zabike ve’n-nâr.” (Ey Allah’ım! Senin rızanı ve cennetini istiyorum. Gazabından ve ateşinden sana sığınıyorum.)

İmam Muhammed, el-Asl adlı eserde şöyle demiştir: “Hac yerleri için belirli bir dua zikredilmemiştir. Çünkü belirleme rikkati giderir. Ancak teberrüken, nakledilmiş zikri (duayı) okursa iyi olur.” Bu mutlak zikir olup, Kur’an okumaktan daha faziletlidir. Çünkü Hz. Peygamber’in tavaf sırasında Kur’an okuduğu sâbit değildir. Ancak iki rükun arasında “Rabbenâ âtinâ fî’d-dünya…” duasını okumuştur.[10] Çünkü aynı duaları çok tekrarlamak kalbin rikkatini giderir ve samîmîlikle çelişir, bir alışkanlık yapar ve şuurlu iletişime engel olabilir. Bu yüzden herkesin dilediği gibi dua etmesi müstehaptır. Bununla birlikte Hz. Peygamber’den nakledilmiş olan duaların teberrüken yapılması müstahsen görülmüştür.

8) Mekke’ye girmek için yıkanmak ve gündüz girmek. Kâbe -i Muazzama’yı görünce dua etmek. Beytullah önünde tekbir ve tehlil getirmek.

9) Kudüm tavafı yapmak. Fakihlerin çoğunluğuna göre, dıştan gelen ve ifrad veya kıran haccı yapacak olan Âfâkîlerin kudüm tavafı yapması sünnettir. Mâlikîler, bu tavafı vâcip kabul ederler.

10) Remel yapmak. Erkeklerin, ardından sa’y yapılacak tavafların ilk üç dolanımında “remel” yapması sünnettir. Remel; tavafta kısa adımlarla koşarak ve omuzları silkerek çalımlı ve çabuk yürümektir. Kadınlar remel yapmazlar.

Remel yapmada, düşmana ve kötü niyetli bakışlara karşı güçlü görünme gayreti vardır. Çünkü Hz. Peygamber Hudeybiye antlaşmasından bir yıl sonra yapılan umre tavafında, düşmana karşı zayıf, yorgun ve bitkin görünmemeleri için ashâbına remel yapmalarını yani canlı yürümelerini emir buyurmuştur.[11] Veda tavafında remel yapılmaz.

11) İzdıba yapmak. Remel yapılması gereken tavaflarda erkeklerin “ızdıba” yapması sünnettir. Izdıba; tavafa başlamadan önce üzerine aldığı havlunun bir ucunu sağ kolun altından geçirip sol omuz üzerine atarak sağ kolu ve omuzu açıkta bırakmaktır.

12) Hervele yapmak. Erkeklerin Safâ ile Merve arasında sa’y ederken iki yeşil direk arasını koşarcasına geçmesine hervele denir.

13) Hac süresince çokça nâfile tavaf yapmak.

14) Zilhicce’nin yedinci günü öğle namazından sonra Mekke’de hutbe okunması ve hac ibâdeti hakkında bilgi verilmesi.

15) Zilhicce’nin sekizinci günü güneş doğduktan sonra Mina’ya gitmek ve o gece orada kalmak.

16) Zilhicce’nin dokuzuncu günü, güneş doğduktan sonra Mina’dan Arafat’a çıkmak. O gün arefe olup, öğle ile ikindi namazı öğle vaktinde Arafat’ta (cem-i takdîm) ve akşamla yatsı namazı yatsı vaktinde Müzdelife’de (cem’i tehîr) birleştirilerek kılınır.

17) Arafat’ta hac emîrinin, zevâlden sonra birleştirilerek kılınacak olan öğle ve ikindi namazlarından önce iki hutbe okuması.

18) Kurban bayramının ilk gününde bir hutbe okunarak haccın geri kalan ibâdetlerinin açıklanması. Böylece, hutbeler üç tane olmuş olur.

19) Arafat’ta ve Müzdelife’de namazlarda, huşû ve hudû içinde kendisi, ana-babası ve diğer mü’minler için hayır duada bulunması.

20) Güneş battıktan sonra Arafat’tan ağır ağır inmek ve Müzdelife’ye varıldığında, Meş’ar-i Haram denilen Kuzah tepesi yakınına konmak.

21) Bayram gecesi Müzdelife’de kalıp, bayram sabahı Mina’ya gitmek ve Kurban bayramı günlerinde eşyasıyla birlikte Mina’da kalmak.

22) Mina’da taşlar atılırken Mina’yı sağa, Mekke’yi sola almak, ilk ve orta cemreyi yaya, büyük (akabe) cemreyi ise binitte taşlamak. Günümüzde, üçüncü cemre de yaya taşlanabilmektedir.

23) Taşlamayı ilk gün, güneşle zevâl arasında, diğer günlerde zevâl ile gurûp arasında yapmak.

24) Mina’dan Mekke’ye acele gitmek isteyen kimsenin, bayramın üçüncü günü, güneş batmazdan önce Mina’dan ayrılması.

25) Mina’dan Mekke’ye gelirken “ Muhassab ” denilen yerde bir süre durmak.

26) Mekke’ye gelip, vedâ tavafını yaptıktan ve tavaf namazını kıldıktan sonra Beytullah’a bakarak ayakta zemzem suyundan bol bol içmek ve üzerine dökmek.

27) Hacerü’l-Esved ile Kâbe kapısı arasında bulunan Mültezem’e göğsünü ve yüzünü koymak.

28) Kâbe örtüsüne yapışıp dilediği duayı yapmak Kâbe’nin içine girmek mümkün olursa, kemal -i edeple iki rekât namaz kılmak.

29) Medine-i Münevvere’ye gidip Rasûl-i Ekrem (s.a.s) Efendimiz’i ziyaret etmek.

Haccın sünnetlerini terk eden kimse, fazilet ve sevabından mahrum kalırsa da, kendisine kurban cezası gerekmez.

Dipnotlar:

[1] Zeylaî, Nasbu’r-Râye, III, 17. [2] Tirmizî, Hac, 98; A. İbn Hanbel I, 364; Ebû Dâvud, Menâsik, 9 [3] Müslim, Hac, 109, 110, 147. [4] Zeylaî, age, III, 30 vd. [5] İbn Âbidîn, age, IV, 473. [6] Buhârî, Hac, 21, 23. [7] Şevkânî, age, IV, 305 [8] Buhârî, Hac, 18, Libâs, 79, 81; Müslim, Hac, 37; Dârimî, Menâsik, 10; Tirmizî, Hac, 77 [9] Nesaî, Menâsik, 229, İbn Mâce, Menâsik, 69; Ebû Dâvud, Menâsîk, 27, 28; Tirmizî, Hac, 78, 79. [10] İbn Âbidîn, age, IV, 511. [11] Müslim, Hac, 39, H. no: 240

Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, Erkam Yayınları

HACCIN SÜNNETLERİ NELERDİR?

Haccın Sünnetleri Nelerdir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.