Gökyüzünü Korunmuş Bir Tavan Yaptık
Bize bir beşik, bir döşek gibi hazırlanmış dünyamızda emniyet içinde yaşamaktayız. Hâlbuki dünyamızın etrafı tehlikelerle doludur. Bunların çoğundan nasıl korunmaktayız?
Ömrünü tüketip patlayan yıldızların parçaları olan göktaşları, semânın her tarafına dağılır. Jüpiter ve müthiş çekim kuvvetiyle Satürn, dünya için tehlikeli olacak pek çok cismi tutarlar. Zaman zaman bu iki gezegeni aşıp dünyamıza yaklaşan göktaşlarını da Ay çeker. Atmosferi olmadığı için Ay’a düşen her göktaşı sathına çarpar. Bu çarpmaların Ay’da meydana getirdiği kraterleri küçük bir dürbünle bile görebiliriz.
Ay engelini de aşan göktaşları, eğer çok büyük değillerse atmosfere girince sürtünme sebebiyle yanmaya başlarlar. Bizim manzarasına bakıp; «yıldız kayması» diye adlandırdığımız bu hâdise sayesinde; göktaşları, yeryüzüne ulaşamadan Mezosfer tabakası içinde un ufak toz zerreleri hâlinde dağılırlar.
Ayrıca dünyanın hareketinden meydana gelerek onu kuşatan manyetik alan ve atmosferin muhtelif tabakaları da, dünyayı uzaydan gelen zararlı ışınlardan ve Güneş patlamalarından muhafaza eder.
Atmosfer bizi fezâdaki eksi 270 dereceyi bulan akıl almaz soğuktan da muhafaza eder. Meselâ atmosferi olmayan Ay’da sıcaklık, eksi 150 ilâ artı 100 derece arasında değişmektedir. Çünkü «korunmuş tavan»ı olmadığı için Güneş’ten gelen tüm ısı ve ışık, olduğu gibi Ay sathına düşer.
Kur’ân-ı Kerim’de Gösterilen İşaret
Kur’ân-ı Kerim’de bu hakikatlere şöyle işaret edilir:
“Biz, gökyüzünü «KORUNMUŞ BİR TAVAN» gibi yaptık. Onlar ise, oradaki (Allâh’ın varlığını gösteren) delillerden yüz çeviriyorlar.” (el-Enbiyâ, 32)
«Korunmuş tavan»ın ehemmiyetine, son yıllarda bir başka husus daha fazla dikkatimizi çekmiştir.
İnsanlığın sera gazlarındaki israf ve ifsatlarıyla «Ozon tabakası»nın zayıflamaya başladığı tespit edilmiştir. Bunun kutuplardaki buzların erimesi, iklim değişikliği, cilt kanseri vb. zararları olduğu ifade edilmekte, tedbirler alınmaya çalışılmaktadır. İnsanoğlunun tasarruflarıyla yeryüzünde fesâdın zuhûruna da Kur’ân-ı Kerim temas etmiştir:
“İnsanların bizzat kendi işledikleri yüzünden karada ve denizde fesat zuhûr etti, düzen bozuldu.
Bu, belki (tuttukları kötü yoldan) dönerler diye Allâh’ın onlara, yaptıkları şeylerin bazı kötü neticelerini tattırması içindir.” (er-Rûm, 41)
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mekteb-i Âlem, Kâinat, İnsan ve Kur’ân, Yüzakı Yayınları








YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!