Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri’nin Duası

Büyük mutasavvıf Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri’nin duası.

Cüneyd-i Bağdâdî -rahmetullâhi aleyh- şöyle duâ ederdi:

CÜNEYD-İ BAĞDADİ HZ. DUASI

Ey dinleyenlerin en hayırlısı, senin cömertlik ve şeref hazineni istiyorum. Ey kerem sâhiplerinin en yücesi, senin fazlı keremini talep ediyorum. Ey müsâmahalıların en üstünü, senin ihsanını ve merhametini diliyorum. Ey verenlerin en iyisi, gönlü kırık ve boynu bükük bir hâlde, sana şiddetle ihtiyaç duyan ve fakat senin, ihtiyacını zaruret ölçüsünde verdiklerinin hâliyle senden istiyorum. Bu hâlde olanların sana olan özlemi büyüktür. Onlar senin irâden olmadan hiçbir şeyin olmayacağını, sen izin vermeden kimsenin şefaat edemeyeceğini bilirler. Senin örttüğün nice kusur, uzaklaştırdığın nice belâ, bağışladığın nice günah vardır.

Ey yardım dileyenlerin sesini duyan, susanların gönüllerinde gizlediklerini bilen, hareket hâlinde olanların tenhada yaptıklarını gören, ihtiyacımı senden istiyorum. Kötü amellerimin, sesimin sana ulaşmasına engel olmamasını diliyorum. Sırrımda gizlediklerimin beni mahcup etmemesini umuyorum. İnsanların görmediği yerlerde işlediğim ama senin bildiğin kusurlarımdan dolayı beni hemen cezalandırma! Her zaman bana şefkatle muamele buyur. Her durumda bana lütufkâr ol!

İlâhî Rabbim, ben Sana sığınıyorum. Senden yardım diliyorum. Gönül hastalıklarından ve kalbimin bu tür hastalıklara tutulmasından beni kurtarmanı diliyorum. Ki böylece sadrım bu hastalıklarla dolmasın. Aklım ve dilim zikrinden haz alsın. Bedenim hizmetten geri kalmasın. Ben noksanlık ve kusurların etkisi altındayım. Senden bu duyguları zihnimden çıkarmanı istiyorum. Gece ve gündüzümü zikrinle mamur kılmanı talep ediyorum. Beni hizmet ve ibâdete erdir. Böylece varidat tek, hâl bir olsun. Gevşeme ve bıkkınlık meydana gelmesin. Yola çıkınca süratle koşup sana gelelim. Bizi güzel lezzetlerinle rızıklandır, ey kerem sâhiplerinin en kerimi!

İlâhî! Sana yakîn hâsıl etmiş olan için senden daha hükmü güzel kim olabilir? Senden sakınıp sana yönelen için rahmeti senden geniş kim bulunabilir? Seni murat eden ve taatına yönelen için merhamet ve şefkati senden daha çabuk kim vardır? Bunların hepsi senin nimetlerin içinde yüzüyorlar. Senin onlara olan fazlın sâyesinde sana kulluk ediyorlar. Onların sana olan kaygıları gizlidir. Onların irâdeleri senin katına, kalpleri seninle sana yöneliktir. Senden başka bütün hazlarından fânî olmuşlardır. Sâdece seninle cem’ hâlindedirler. Gece gündüz her durumda sana dönüktürler. Seni her şeye tercih ederler. Ben de seni istiyorum.

İlâhî, ben Senden fazlı ihsanınla beni gözetmeni, korumanı bana merhametle muamele etmeni istiyorum. Ben sana sığınıyorum. Senden yardım diliyorum. Seni umuyorum, senden korkuyorum. Her türlü dünya ve âhiret işinde sana güveniyorum. Senden başka ilâh yok. Seni tesbih ediyorum, çünkü ben zâlimlerden oldum.

Kaynak: Mehmet Lütfi Arslan, Marifet Meclisleri, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

CÜNEYD-İ BAĞDADİ HAZRETLERİ’NİN SOHBETİ

Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri’nin Sohbeti

CÜNEYD BAĞDADİ HZ. KİMDİR?

Cüneyd Bağdadi Hz. Kimdir?

HAK DOSTLARINDAN GÜNLÜK HAYATA DAİR İKAZ VE TAVİYELER

Hak Dostlarından Günlük Hayata Dair İkaz ve Taviyeler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.