Ciğer Sarması Nasıl Yapılır?

Birçok yörede farklı sunumlarla yapılan Ciğer sarmayı, bir de Uşak yöresiyle deneyin.

İşte Ciğer Sarması tarifi...

Malzemeleri:

2 adet zar şeklinde doğranmış olan kuzu ciğeri

2 adet yumurta

2,5 su bardağı baldo pirinç

3 adet orta boy kuru soğan

2 yemek kaşığı kuş üzümü

2 yemek kaşığı çam fıstığı

1 çay kaşığı tuz

Karabiber

Yarım çay bardağı kadar zeytinyağı

2 bardak sıcak su

Üzeri için ise,

Koyun karın zarı kuzu gömleği yağı da kullanılabilir.

2 adet yumurta sarısı

Hazırlanışı:

İlk olarak baldo pirinci ılık tuzlu suda bekletin. Kuş üzümlerini de suda bekletin. Doğranmış kuzu ciğerini yıkayarak iyice suyunu süzün. Zeytinyağını ve ciğeri pilav tenceresine koyarak birkaç dakika kavurun. Üzerine ince ince gibi doğranmış olan soğanları ilave edin ve karıştırarak 5 dakika daha kavurun.

Üzerine yıkan ve iyice süzülmüş olan pirinci ekleyip kısık ateşte 5 dakika kavurun. Yumurtayı da ilave ederek karıştırın. Tuzu, karabiberi, kuş üzümünü ve çam fıstıklarını ilave ederek 2 bardak sıcak suyu da ilave edin. Kısık ateşte, pirinçler suyunu çekinceye kadar pişirin.

Pirinçler azıcık diri kalmalı. Koyun karın zarını veya kuzu gömleğini güzelce yıkayın. Yumuşaması için ılık suda bir müddet bekletin. Yumuşayıp yağları açılan gömleği altı eşit parçaya bölmek gerekir. Kuzu gömleğini derin bir cam kasenin içerisine kenarlarından taşacak şekilde yaymak gerek.

Üzerine cam kabı dolduracak şekilde ciğerli pilav ekleyin. Kenarlarından sarkan kuzu gömleğiyle pilavın üzerini kapatarak iyice bastırın, içi pilav dolu olan kuzu gömlekli kaseyi fırın tepsisine ters çevirmek gerek.

Kalan kuzu gömleği de aynı şekilde doldurarak tepsiye yerleştirin. Üstüne de çırpılmış olan yumurta sarısı sürerek, önceden 180 dereceye ayarlamak fırında en az 30 dakika pişirerek çıkarın. Sıcak sıcak servise sunulması gerekir. Afiyet olsun.

Kaynak: Haber 7

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.