Beşir bin Hasâsiye (r.a.) Cennete Nasıl Ulaşılacağını Anlatıyor?
Abdullah Sert Hocaefendi anlatıyor: Beşir bin Hassâsiye (r.a.), cennete ulaşmanın yolunu can ve mal ile Allah yolunda fedakârlık yapmakta, cihad ve sadaka ile imanı ölçmekte görüyor.
BEŞİR BİN HASSÂSİYE'NİN (R.A.) DİLİNDEN CENNETİ KAZANMANIN YOLU
Beşir bin Hasâsiye radıyallahu anh şöyle anlatıyor:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e biat etmek için gitmiştim. Bana, Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in O’nun kulu ve Resûlü olduğuna şehadet etmemi, namazı kılmamı, zekâtı vermemi, İslam üzere haccetmemi, Ramazan orucumu tutmamı ve bir de Allah yolunda cihat etmemi şart koştu.
Ben de dedim ki: “Ey Allah’ın Resûlü! Vallahi, bunlardan ikisine gücüm yetmez. Namazı kılabilirim, şehadetimi getirebilirim, orucu tutarım; ama diğer ikisi benim için zor. Bunlar cihat ve sadaka. İnsanlar cihattan kaçan kimseye Allah’ın gazap ettiğini söylüyorlar; ben cihat meydanına gelince nefsimi ölüm korkusu kaplayıp kaçmaktan endişe ediyorum. Çünkü cihattan kaçmak büyük vebal gerektirir. Ölmeyeyim diye beni cihattan muaf tutun.
Sadaka meselesine gelince; malım küçük bir koyun sürüsü ve 10 deveden ibaret. Bunlar da ailemin geçim kaynağı ve binek hayvanlarıdır. Beni ondan da muaf tutun.”
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem elimi tuttu ve salladı, sonra şöyle buyurdu:
“Cihat yok, sadaka da yok. Peki o halde cennete nasıl gireceksin ki?”
Bu, tam bugünkü Müslümanın halini anlatıyor: Cihadımız olmasın, maddi fedakarlığımız olmasın, bir şey yapmayalım; sohbet dinleyelim, namaz kılalım, sonra da cennete gireceğimizi varsayalım… Vallahi, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem böyle demiyor.
Ben de dedim ki: “Ya Resûlallah, beyat ediyorum.” Allah Resûlü’nün koştuğu bütün şartlar üzerine biat ettim. Evet, cihada katılacağım, infakta bulunacağım, zekâtımı vereceğim ve inşallah cennete gireceğim. (Müsned, V, 224. Üsdü’l-Gâbe, I, 230)
Allah yolunda candan ve maldan fedakarlık, Cenab-ı Hakk’ın rızasına erebilmek için gerekli iki mühim şarttır. Bizden can isteniyor, mal isteniyor; Allah müminlerden bir canlarını, bir de mallarını isteyerek onlara cenneti vadetmiştir. Muhabbetin kantarı fedakarlıkla ölçülür. Allah Resûlü’nü seven, İslam uğrunda fedakârlıkta bulunmayı canına minnet bilmelidir.
Din için, iman için, İslam’ın intişarı ve inkişafı için, ümmetin selameti için canından, malından, maddi-manevi imkânlarından fedakarlık göstermeyenlerin, Allah ve Resûlullah’a olan muhabbetlerinde ciddi zaaf ve kusurlar mevcuttur. Böyle samimiyetten mahrum bir imanın, Allah’ın rızasına erişip ebedi saadete kavuşturup kavuşturmayacağı, mizanın ağır basması ve sıratı selametle geçip geçiremeyeceği şüphelidir.
İslam, takva üzere yaşanacak; gönüllerde gayret-i diniye artacak; Allah yolunda samimiyetle fedakarlık gösterilecek ki, ilahi rahmet, mağfiret, lütuf ve inayet nasip olsun. Çile çekmeden, zorluklara katlanmadan, zahmete göğüs germeden rahmete kavuşmayı ummak beyhude bir beklentidir.









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!