Bedir Nerede? Bedir Savaşı Kısaca - Bedir Gazvesi Sebep ve Sonuçları

Bedir nerededir? Bedir savaşı nasıl oldu? Bedir Gazvesi'nin sebepleri ve sonuçları nelerdir? Bedir savaşı hakkında kısaca...

Bedir, Medine'nin 160 km. kadar güneybatısında, Kızıldeniz sahiline 30 km. uzaklıkta, Medine-Mekke yolunun Suriye kervan yoluyla birleştiği yerde bulunan küçük bir kasabadır. Bugün hurma bahçeleri yanında çeşitli sebze ve meyvenin de bol olarak üretildiği yerleşim birimlerinden biri olan Bedir, asıl şöhretini Mekkeli müşriklerle Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- arasında meydana gelen ilk savaştan sonra kazandı.

  • Bedir Savaşı Nasıl Oldu?

Hicretten sonra Kureyşli müşrikler müslümanları kendi hallerine bırakmadıkları gibi eski düşmanlıklarına devam ettiler. Bunun üzerine Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Medine’ye sığınmış olan müslümanları bu tehdide karşı korumak için karşı tedbirler aldı ve Kureyş kervanlarının kendi nüfuz bölgelerinden kolaylıkla geçemeyeceklerini göstermek amacıyla çevreye bazı küçük askerî seferler düzenledi. Bu çerçevede Suriye'den dönen Ebû Süfyân’ın idaresindeki bir ticaret kervanına Bedir’de baskın düzenlemek için harekete geçildi.

Medine'den yola çıkan Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ve ordusu Bedir yakınlarına gelerek burada konakladı. Hicaz topraklarına girince bu teşebbüsü öğrenen Ebû Süfyân yardım istemek üzere Mekke'ye adam gönderdi, kendisi de Bedir’den uzak kalıp sahil yolunu takip etti. Mekke müşrikleri, kervanın kurtulduğunu öğrenmelerine rağmen Ebû Cehil kumandasında 1000 kişilik bir kuvvetle Bedir'e yürüdüler.

  • Bedir Savaşı'nın Sonuçları

îki taraf arasında cereyan eden savaşta (2/624) Ebû Cehil dahil yetmiş müşrik öldürüldü, yetmiş kişi esir alındı, müslümanlar da on dört şehid verdi. Resûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in askerî dehasını, strateji ve taktik kabiliyetini gösteren Bedir Gazvesi, bu ilk İslâm toplumunun büyük bir güven ve başta Medine olmak üzere bütün Arap yarımadasında itibar kazanmasını sağ-laması bakımından önem taşır. Bu savaşa katılan Ehl-i Bedir günahlarının Allah tarafından bağışlandığı müjdesine nâil olmuş (Buhârî, "Megâzî”, 9, 46; Müslim, "Fezâ'ilü's-sahâbe”, 161), adlarının ezberlenerek okunması özellikle Türkler arasında âdet haline gelmiştir. Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Bedir Gazvesi’nde şehid olanların namazını kıldırarak onları defnettirdi; savaş meydanının batısına düşen şehitlik etrafı çevrilerek koruma altına alınmıştır. Bedir Kabristanı’nın girişinde yeni yapılan âbidede Bedir şehidlerinin adlarının yazılı olduğu bir kitâbe mevcuttur.

Kur'ân-ı Kerîm’de elde edilen zaferin Allah’ın yardımıyla gerçekleştiği ve müslüman ordusunun meleklerle desteklendiği açıkça ifade edilmektedir (Âl-i İmrân 3/123-127; el-Enfâl 8/7-12). Bedir Savaşı’nın geçtiği yerde müslümanlara yardım için gelen meleklerin hareket ettikleri bir kum tepesi bulunmaktadır. Mescid-i Arîş'e kuzey yönünde 3 km. mesafede bulunan bu tepeye "Cebelimelâike" (melekler dağı) adı verilir.

Kaynak: Diyanet İşleri Kutsal Topraklar Rehberi

İslam ve İhsan

BEDİR SAVAŞI

Bedir Savaşı

ASHAB-I BEDİR NEDİR?

Ashab-ı Bedir Nedir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.