Ayasofya-i Kebir Cami-İ Şerifi'nde Yeni Uygulama

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi girişlerinin iki ayrı yerden yapılacak olmasına ilişkin planlama vatandaşı sevindirdi.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, ibadet edecek Türk vatandaşlarıyla kültürel olarak camiyi gezmek isteyen yabancı ziyaretçilerin girişlerinin 15 Ocak 2024'ten itibaren ayrı kapılardan yapılacağını açıkladı.

Bakanlık tarafından UNESCO'nun tavsiyesi üzerine geçilecek ziyaretçi yönetim planına göre, caminin girişindeki yoğunluk farklı güzergahlara dağıtılarak yönetilecek.

İbadet amacıyla camiyi ziyaret eden Türk vatandaşlarının girişinde bir değişiklik olmazken, yabancı ülke vatandaşlarının turistik ve kültürel amaçla gerçekleştirdikleri ziyaretler ücretli olacak ve Topkapı Sarayı'nın olduğu üst kapıdan giriş yapılacak.

Uygulama, girişte oluşan uzun kuyruğa çözüm olarak hayata geçirilecek.

"Namaz kılmak isteyenlere öncelik tanınması lazım"

Ayasofya Camii meydanında Anadolu Ajansı muhabirinin sorularını cevaplayan vatandaşlardan Özkan Cengiz, girişte bir yoğunluk ve sıra olduğunu belirterek, "Bence her zaman namaz kılmak isteyenlere öncelik tanınması lazım. Eğer camiyse, ibadethaneyse öncelik tanınması lazım diye düşünüyorum. Bence güzel bir uygulama." dedi.

Zekeriya Albayrak, yabancı turistlerin de gelmesiyle yoğunluk yaşandığına işaret ederek, "Namaz vakitlerini sıkıştırmamak adına bizden ayrı bir şekilde ziyaret edebilecek bir kulvar oluşturup ziyaret edebilir. Bu gayet normal olabilir. Merak edebilir, bir kültürel bağı da olabilir." ifadesini kullandı.

Camiden çıkarken yoğunluk yaşandığını gördüğünü anlatan Albayrak, "Ayasofya farklı bir markadır. Manevi değeri çok farklı olan bir camimizdir. Onun için tabii ki ilgi alanı yani çekim merkezi olan bir yerdir. Bizim de kendi yiğitliğimizi, mertliğimizi, dinimizin güzelliğini anlatabilecek pozisyonda olmamız lazım, oluyor da zaten şu anda. Ben milletin çok da şuurlu olduğunu, az önce mesela Filistin'e destek vardı, analarının desteği vardı. Gayet güzel gittim desteğimi de verdim. Teşekkür de ettik orada. Artık kenetlenme vakti diyoruz." şeklinde konuştu.

İsa Kara, Müslümanların abdestlerini alıp ibadet edebildikleri gibi her dinden, ırktan turistlerin de ayrı yerlerden girip dolaşabilecek olmasının çok güzel bir uygulama olduğunu kaydetti.

Ayrı kapılandan giriş yapılmasının çok mantıklı ve doğru olduğunu belirten Kara, "Bir başka kapıdan girip ibadet edip çıkabiliriz. Bence çok mantıklı, çok doğru bir düşünce. Zaten aşırı bir yoğunluk var. Şu an mesela içeri girecektik vazgeçtik şu yoğunluktan." değerlendirmesini yaptı.

"Namaz kaçmasın, ben bir an önce sıraya gireyim dedi"

Hatice Kara, eşi, gelini ve oğluyla gezmeye geldiklerini belirterek, şunları aktardı:

"Biz daha önce gelmiştik. Biz orada beklerken namaz vakti oldu ve eşim 'Namaz kaçmasın, ben bir an önce sıraya gireyim namazı kılayım siz arkadan gelin.' dedi. Ama tabii girişler ayrı ayrı olursa namaz kılmak isteyenler bir an önce gider, vakti geçirmeden hemen namazını kılar. Gezmek amacıyla gelenler de diğer bir taraftan girip yine aynı şekilde en azından namaz kılanları görür, gezerler."

Turistlerin namaz kılanları görmesinin de iyi olacağını kaydeden Kara, "Belki hoşlarına gidecek. Oradan bakarlar, gezerler, tekrar çıkarlar. İbadet etmek isteyenler de daha rahat bir şekilde ibadet edebilir." ifadesini kullandı.

Kara, turistler için girişlerin ücretli olmasına ilişkin de "Olsun tabii. En azından Ayasofya-i Kebir'e katkı olur. Her yerde var bu. Hep ücretli giriyorlar. Hiçbir yerde bedava yok bizim gibi. Herkes mutlaka bir ücret alıyor karşılığında. Orayı kalkındırmak, yenilemek, daha iyi hale getirmek için ya da turistleri cezbedebilmek için güzel bir şey aslında." değerlendirmesinde bulundu.

"Meydanda sıkıntı yaşıyor, çok sıra bekliyoruz"

Burcu Yıldız da güzel bir düşünce olduğunu dile getirerek, "Türk vatandaşları için ibadet açısından o şekilde düşünülmesi güzel, hoş olmuş. Çünkü çok yoğun bir kalabalık oluyordu. Sadece ibadet için geldiğimizde bile bu meydanda sıkıntı yaşıyor, çok sıra bekliyorduk. Böyle bir uygulama güzel olmuş tabii ki." diye konuştu.

Turistler için girişlerin ücretli olacak olmasını da memnuniyetle karşılayan Yıldız, şöyle devam etti:

"Daha önceki senelerde geldiğimizde çok yoğundu. Bayağı yani saatlerce burada bekledik çocuklarla falan. Çok şükür girmek nasip oldu, girdik, gördük. Çok hoş bir duygu. Yapanlardan da Allah razı olsun tabii. Camiye çevirenlerden, vesile olanlardan da Allah razı olsun. İbadetimizi yaptık çıktık, güzel bir duygu."

Gönül Köse, Topkapı Sarayı'nı ziyarete geldiklerini belirterek, "Ayasofya Camii'ne daha önce gelmiştik. Namaz kılmak için geldiğimizde özellikle Sultanahmet'e ya da Ayasofya'ya geliyorum. O kuyruk kalkacağı için bizim için güzel oldu." dedi.

"Transit uçanların buradaki zamanları kısıtlı oluyor"

Dursun Şevket de Bakan Ersoy'un konuşmasını dinlediğini söyleyerek, şunları söyledi:

"Türk vatandaşlarımız sırada beklemek zorunda kalıyordu. Şimdi yoğunluğu azaltma adına böyle bir karar aldılar. Şahsen benim açımdan sorarsanız doğru karar oldu. Çünkü misafirlerin çoğu günübirlik uçaklarla gelip de transit uçarken burada zamanları kısıtlı oluyor. Gelip, bu yoğunluğu gördükten sonra hiçbir şey yapamıyorlar, baka kalıyor ve gidiyorlar."

İkinci bir kapının açılacak olmasını memnuniyetle karşılayan Şevket, yurt dışında da bazı müzelerin ve ibadet alanlarının girişlerinin yabancılara ücretli olduğunu kaydetti.

Dursun Şevket, Ayasofya'nın cami olarak ibadete açık olduğuna dikkati çekerek, "Üst katta da onlar gezip görsün. Bir sıkıntı yok. Parayla mı, parasız mı, orası hiç önemli değil. Mesela turist gelmiş, zaten burada sırada durmamak için dünyanın parasını vermeye razı ama bizim vatandaşlarımıza kolaylık olacak ve bir sıkıntı kalmayacak. Ben buna inanıyorum. Çünkü burası bizim mabedimiz." ifadelerine yer verdi.

Hasan Hüseyin Yılmaz ise namazını Ayasofya Camii'nde kılacağını, yönetim planına göre turistlerin ayrı kapıdan girecek olmasının çok güzel bir uygulama olduğunu vurgulayarak, "Geçen gün bizim çocuklar gelmiş, sıra bulamamış girememişler. 'Çok sıra vardı baba, giremedik.' dediler. Onun için geri gitmişler. Ayasofya'yı görememişler." diye konuştu.

Kaynak: Diyanet Haber

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.