2 Asırlık Kalem İşlemeli Cami İbadete Açılacak

Aydın’ın Kuyucak ilçesinde 1811 yılında yaptırılan ve süslemeleriyle dikkati çeken Kayran Camisi’nde restorasyon çalışmalarına başlandı.

Aydın’da ahşap malzeme tekniğiyle 1811 yılında yapılan ve içerisindeki süslemeleri hala canlılığını koruyan Kayran Camisi, restorasyon çalışmalarının ardından yeniden ibadete açılacak. Kuyucak ilçesine 20 kilometre uzaklıktaki Kayran Mahallesi’nde bulunan 207 yıllık Kayran Camisi, 1991 yılına kadar ibadete açık kaldı.

Minaresi yıllar içinde yıkılan, alt ve üst iki bölümden oluşan, ahşap direkleri ile tavanıyla yıllara meydan okuyan caminin taş duvarlarındaki işlemeler hala canlılığını koruyor. Caminin iç bölümünde yer alan taş örgü süsleme ve bezemelerde kök boya ile çiçek motifleri, selvi ağaçları, gül demetleri, kabe ile cami motiflerinin yanı sıra sancak, mızrak, tüfek, kandil ve saat sembolleri yer alıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Aydın Valiliğinin girişimleriyle restore edilecek caminin gelecek yıl ibadete açılması bekleniyor. İzmir Rölöve ve Anıtlar Bölge Müdürü Cemil Karabayram, caminin restorasyon ihalesinin yapıldığını ve yıl sonuna kadar çalışmaların yüzde 80’inin tamamlanacağını söyledi.

OSMANLI SANCAĞINA SAHİP CAMİ

Caminin kadınlar ve erkekler bölümü şeklinde iki kısma ayrıldığını aktaran Karabayram, şunları dile getirdi:

“Cami orijinal görünümünden çok şey kaybetmemiş ama zamanla iklimsel koşullardan olumsuz etkilenmiş. Şu anda restorasyon ve iyileştirme çalışmaları yapılıyor. Bezemelerin birçoğunda bitki görüyoruz. Doğanın o sadeliği ve güzelliği camiye nakşedilmiş. Minare de zaman içerisinde yıkılmış, tekrar inşa edilmesi gerekiyor. İnşallah minareden Allah’u ekber sedaları yükselecek.”

Caminin Osmanlı sancağına sahip olduğunu hatırlatan Karabayram, bu özelliğinin de ibadethaneyi önemli hale getirdiğine işaret etti. Karabayram, uzun süre mahalle muhtarı Abdullah Kanyılmaz tarafından muhafaza edilen sancağı koruma altına aldıklarını sözlerine ekledi.

Kanyılmaz da Osmanlı sancağına mahalle olarak sahip çıktıklarını belirterek, “O bizim namusumuzdur. Dedelerimiz bu sancağı kazanmış. Cami restore edildikten sonra sancağı yeniden camimize bırakacağız.” diye konuştu.

Kaynak: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.