ASR-I SAADET’TEN EŞSİZ FAZİLET TABLOSU

0

Peygamber Efendimiz’in ümmetine aşıladığı İslam ahlakı ve faziletleri sayesinde ortaya çıkan eşsiz fazilet tablosu…

Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Huneyn’de elde edilen ganimetleri bir müddet bekletmiş, daha sonra taksim etmişti. Bu taksim işinde yavaş davranmasının hikmeti, ancak Cîrâne’ye gelişinin onuncu günü anlaşılabildi. Mağlûb olan Hevâzin Kabîlesi’nden bir heyet, Resûlullah’a -sallâllâhu aleyhi ve sellem- gelerek, Müslüman olduklarını bildirdiler. Bu vesîleyle de esirlerinin ve mallarının geri verilmesini talep ettiler. Bu esnâda Sa’doğulları’ndan biri ayağa kalktı ve:

“–Yâ Resûlallah! Şu gölgeliklerde bulunanlar, Sen’in süt halaların, teyzelerin ve Sana süt emzirip bakmış olan kadınlardır! Eğer biz, Şam veya Irak kralını emzirmiş ve şimdiki duruma düşüp de kendilerinden şefkat ve ihsanlarını talep etmiş olsaydık, bizden esirgemezlerdi. Hâlbuki Sen, süt emzirilip bakılanların en hayırlısısın!” dedi.

Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

“–Ben ganimet taksimini bugüne kadar beklettim. Ama siz hayli geciktiniz! Şimdi ya esirleriniz, ya da mallarınızdan birini seçin!..”

Bunun üzerine, gelen heyet, esirlerini tercih ettiler. Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sel­lem- :

“–Ben size, bana ve Abdülmuttaliboğulları’na düşen esirleri bağışlıyorum. Diğerleri için de yarın öğle namazından sonra bana geliniz!” buyurdular.

ALLAH’IN İHSAN EDECEĞİ İLK GANİMET

Ertesi gün Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ashâbını toplayarak onlara meseleyi anlattı. Kendisinin payına düşen esirleri serbest bıraktığını da bildirerek şöyle buyurdu­:

“–Sizden her kim, esirlerini bedelsiz, gönül rızâsı ile vererek kardeşlerini memnun etmekten hoşlanırsa, böyle yapsın! Her kim de kendi payına düşeni bedelsiz olarak ver­mek istemezse, bunu Allâh’ın ihsân edeceği ilk ganimetten öderiz. Dileyen de böyle yap­sın!..”

Fahr-i Kâinât Efendimiz’in ashâba mürâcaat etmesi, esirle­rin onların hakkı olması sebebiyle idi.

Resûlullah’ın -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, payına düşen esirleri bırakıp kendilerinden de bunu talep etmesi üzerine, bütün ashâb-ı kirâm aynı fazîletten nasîb alabilmek için gönül hoşnutluğu içinde:

“–Bizler de esirlerimizi Allâh’ın Peygamberi’ne hibe ettik!” dediler. (Bkz. Buhârî, Meğâzî, 54; İbn-i Hişâm, IV, 134-135)

EŞSİZ FAZİLET TABLOSU

Böylece o gün Hevâzin’e altı bin harp esiri hiçbir karşılık alınmadan iâde edildi. Târih, böyle bir manzaraya hiçbir zaman şâhit olmamıştı. Ancak o an şâhit olu­yordu ki, Resûlullah’ın -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ümmetine aşıladığı İslâm ahlâkı ve fazîletleri sâyesinde bir dakika içinde altı bin esir, dünyevî hiçbir karşılık alınmadan serbest bırakılmıştı.

Bu eşsiz fazîlet tablosu karşısında bütün Hevâzinliler, topyekûn İslâm’ı kabûl ettiler. Hattâ o sırada Tâif’te bulunan kabîle reisi Mâlik bin Avf da durumu öğrenince şaşırdı ve Resûlullah’ın -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ilk dâvetiyle o da İslâm ile şereflenenler kervanına katıldı. Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ona hem yüz deve ih­san buyurdu hem de onu yine kabîlesine reis olarak tâyin eyledi. (İbn-i Hişâm, IV, 137-138)

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 1, Erkam Yayınları

ASR-I SAADET TOPLUMU

ASR-I SAÂDET TOPLUMU

PAYLAŞ.

Bir yorum bırak

Önceki yazıyı okuyun:
KULUN AHLÂK KARNESİ

Namaz, kulun bir nevî ahlâk karnesidir. Mânevî şahsiyet ve karakterinin bir aynasıdır. Mevlânâ Hazretleri buyurur: “Kıldığın namaz, sana çobanlık eder;...

Kapat