Takvâlı Bir Mü'min Nasıl Olur?

Bir köle ile yaşanan hadiseden sonra inen ayette vurgulanan ana konu neydi? Takvâlı bir mümin olmanın yolları nelerdir? Nelere dikkat etmeliyiz? Osman Nuri Topbaş Hocaefendi anlatıyor.

Nedir takva? Nefsani arzuları bertaraf etme, ruhani istidatları inkişaf ettirme, ilahi kameranın altında bulunduğunun kalben idrak ve şuur halinde olabilmesidir. Cenab-ı Hak: 'Nereye gitseniz Allah sizinle beraberdir' (Hadîd Suresi, 4) buyuruyor. Bunun kalbin farkında olabilmesi, yani takva hayatın her safasında Allah Teâlâ’yı hedefleyebilmek, ahiret endişesi içinde olabilmek, Cenab-ı Hakk'ı asla unutmamak, haram hatta şüphelilerden beri bir titizlikle kaçabilmektir. Hatta Ramazan'da olduğu gibi hayatımızı bir riyazat halinde yaşayabilmektir.

Hz. Ömer bir gün Übey bin Ka'b'a: 'Übey, sen bana şu takvayı bir müşahhas olarak tarif etsene' diyor. Übey: 'Ömer, sen dikenli bir yolda gezdin mi?' diyor. 'Ne yaptın?' diyor. 'Eteklerimi topladım, dikenlerden kendimi korudum' diyor. İşte takva budur diyor. (İbn-i Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm, Beyrut 1988, I, 42.) Bütün kerahetlerden, Allah'ın arzu etmediği her şeyden korunmak; bilhassa evlat yetiştirmede buna dikkat edin. Evlatların başka tarafın evladı oluyor, bizim biyolojik yakınlığımız bir fayda vermiyor.

Köleye İnen Ayet

Cenab-ı Hak bizim imtihanımıza talebimiz nedir? 'Allah katında en keremliniz (en şerefliniz), en çok takva sahibi olanınızdır' (Hucurât Suresi, 13) buyuruyor. Bu ayet bir köleye indi. Köle Medine çarşısında satılıyordu. Müslüman olan bir köleydi. Köle sahiplerine 'Bana iki şeyi tanıyana ben kölelik yaparım, işini görürüm' dedi. Böyle babayiğit bir köleydi. Biri satın aldı. Fakat o köle dedi ki: 'Ben ezan okunduğu zaman Resulullah'ın arkasına gelip namaz kılacağım, muhakkak Resulullah ile beraber olacağım, oradan inikas alacağım.'

Efendimiz (s.a.v.) her girişte ravzaya gözü gönlü o köleyi arardı. 'Göremedim, nerede?' dedi. Efendisi 'Ya Resulallah hasta' dedi. 'Hadi hepimiz o köleyi ziyarete gideceğiz' dedi. O zaman ekabirin bir köleyi ziyaret etmesi mümkün değildi, kölelik altında bir kast sistemi vardı çünkü. İkinci olarak göremedi, yine aynı şeyi sordu. 'Sekarat halinde (ölüm halinde)' dedi. 'Hadi gideceğiz' dedi. Efendimiz vefat edene kadar başında bekledi, cenaze namazını kıldırdı. Mekkeliler dediler ki: 'Biz her türlü cefaya katlandık, fakat Resulullah (s.a.v.) bu köleye bizden daha çok alaka gösterdi.' Medineliler dediler ki: 'Biz de canımızı, malımızı feda ettik, Resulullah bu köleye bizden daha çok alaka gösterdi.' Onun için bu rivayete göre bu ayet indi.

Takvâlı Bir Mü'min Nasıl Olur?

Demek ki burada iki şey var: Bir, namazımız çok mühim zaten. Huşu geliyor. Namazı bir vecd içinde, bir istirak içinde kılabilmek... Ben nasıl kılacağım bunu? Ne kadar ameli saliha varsa hayatımızda, kerahetlerden ve haramlardan ne kadar kaçınabiliyorsak, namazı o kadar huşuyla kılabiliriz. Tabii diğer ibadetlerde, oruç da aynı. Velhasıl oruç bizi takvaya götürmesi lazım.

Bizim bir de geleceğimiz olan malımız, zekatımız var. Bu çok mühim. Tabii zekatımızı sevinerek verebiliyor muyuz? Fakat zekat, sermayenin asgarisidir. Senin sermayenin içinde başka bir zümrenin, sekiz zümrenin hakkıdır o. Onu vermemek, Allah korusun, çok zor. 'O, Resulullah'ın (s.a.v.) belirttiği gibi yılan gibi boynuna sarılacak' (Buhari, Zekat, 3) o zaman vermediğin şeyler diyor. Velhasıl Efendimizle beraberlik ve namazı cemaatte huşuyla kılabilmek vazifemiz.

Yine takva; duygulu bir vicdan olacak, merhamet tevzi edecek. Yaşama zevkini bir kenara bırakıp yaşatma sevdasını, İslam'ı tebliğ etmeye gönül verecek ve yangından bir insan kurtarmanın derdinde olacak. An ve şamil bir merhamet olacak. Şuurda berraklık olacak, ilahi kameranın altında olduğunun farkında olacak. Firaset sahibi olacak, ince düşünceli olacak, zarif insan olacak. Yani Cenab-ı Hakk'ın gazabına düçar olma korkusuyla ilahi rahmete nail olma ümidi arasında bir gönül kıvamı olacak.

Hazret-i İbrahim -aleyhisselâm- canıyla, malıyla, evlâdıyla muhabbetullah imtihanlarından geçti. Yinede "Ya Rabbi beni mahcup etme" dedi. (eş-Şuarâ, 87) Bütün yaptığı sadakati eksik görüyor. Resulullah Efendimiz (s.a.v.) de böyle mükafat zamanlarında “Esas hayat, âhiret hayatıdır.” buyurdu. (Buhârî, Rikāk, 1) Yine zor zamanlarda, meşakkatli zamanda yine Resulullah 'Esas hayat ahiret hayatıdır' diyerek telkin ediyor.

Cenab-ı Hak: 'Takva sahibi olun, Allah size bilmediğinizi öğretir' (Bakara Suresi, 282) buyuruyor.

İslam ve İhsan

NASIL TAKVA SAHİBİ OLUNUR?

Nasıl Takva Sahibi Olunur?

TAKVANIN ŞARTLARI NELERDİR?

Takvanın Şartları Nelerdir?

TAKVA EHLİ NASIL OLUNUR?

Takva Ehli Nasıl Olunur?

TAKVA SAHİPLERİNİN HUSUSİYETLERİ

Takva Sahiplerinin Hususiyetleri

ESAS HAYATIN ÂHİRET OLDUĞUNU UNUTMA

Esas Hayatın Âhiret Olduğunu Unutma

"GERÇEK HAYAT AHİRET HAYATIDIR" HADİSİ

"Gerçek Hayat Ahiret Hayatıdır" Hadisi

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle