Saadet Asrı Müslümanları iman, ihlâs, takva, ilim, cihat, infak, yolunda örnek nesil oldular. İşte Saadet Asrı'ndan müstesna bir infak örneği...
Zekât, verilmesi gerekenin asgarîsidir. Zekâtı vermek, artı bir fazîlet sergilemekten ziyade, bir borcun îfâsıdır. Çünkü zekât, mü’minin malında, fakirin hakkıdır. O hakkı ödemeyen, gasp etmiş olur. Bu sebepledir ki, en kötü hırsızlık; zenginlerin, zekât vermemek sûretiyle fakirlerin malını çalmasıdır.
Ahiret hayatına inanan ve orada sonsuza dek mutlu olmayı arzu eden herkesin, kendisini mutluluk ülkesi cennete götürecek işleri merak etmesi elbette pek tabiidir. Bu tür merak sahiplerinden iki sahâbînin konuyu Hz. Peygamber'e götürmeleri, kendileri için olduğu kadar bizler için de son derece aydınlatıcı ve yararlı bilgiler edinmemize sebep olmuştur. İşte cennete götüren ameller...
Zekâtlar, sadakalar, fitreler, velhâsıl Allah için yapılan bütün infaklar, sarf edilişlerindeki ihlâs nisbetinde, malın bir bakıma mânevî sigortası olur, onu zâyî olmaktan muhâfaza eder. Cenâb-ı Hak kulunun hâlisâne cömertliğine mukâbil, 10’dan 700 misline kadar ecir ihsân eder.
Câfer-i Sâdık Hazretleri, uzleti tercih edip kendini ilme ve ibadete vermiş, âbid, zâhid, huşû hâlinde yaşayan büyük bir Allah dostudur.
Fıtır sadakası nasıl verilir? Fitrenin ölçüsü nedir? İşte cevapları...
Fıtır sadakasının dinen gerekmesinin (vücûb) sebebi, ilgili hadislere dayanılarak "sağ olma" (sağ olarak ramazan bayramına kavuşmuş olma) şeklinde belirlenmiştir. Bu yüzden, fıtır sadakası, fıkıh eserlerinde "baş"a izâfe edilerek "zekâtü'r-re's" (baş zekâtı) şeklinde anılmıştır. Peki fıtır sadakasını kimler verir? Fıtır sadakasını vermenin şartları nelerdir?
Zekâta tâbi mallarda aranan şartlardan biri de o malın, mükellefin kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin temel ihtiyaç maddelerinin (havâic-i asliyye) dışında olmasıdır.
Zekât, İslâm'ın beş esası arasında yer alan bir ibadet olması sebebiyle, namaz ve oruçla mükellefiyette söz konusu olan şartlar, ilke olarak, zekâtta da aranır. Ancak zekât, sosyal yardımlaşma ve dayanışma içeriği de taşıyan malî bir mükellefiyet olması ve üçüncü şahısların haklarını da ilgilendirmesi sebebiyle, diğer ibadetlerde aranan akıl ve bulûğ şartının bunda aranıp aranmayacağı tartışma konusu olmuştur.
Abdullah Sert Bey, "Zekât vermeyenler ahirette nasıl azap görürler?" sorusunu cevaplıyor...