Fakir ve mahrum insanların yaralarını sararak onlara huzur bahşeden bir tesellî sunabilmenin en mükemmel tezâhürleri, hiç şüphesiz ki Fahr-i Kâinât -sallallâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in örnek hayatında müşâhede edilebilir.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi imtihan dünyasından, Ramazan ayının hikmetlerinden ve makbul bir orucun özelliklerinden bahsediyor.
Esâsen İslâm’da zenginlik bizâtihî zemmedilmemiş, bilâkis muayyen esaslara riâyet edildiği takdirde methedilmiştir.
Çalışmak, helâl yoldan mal-mülk sâhibi olmak elbette İslâm’ın güzel gördüğü ve teşvik ettiği bir durumdur. Şu kadar var ki, bunları putlaştırıp kalbe sokmadan Hak yolunda infâk etmek gerekmektedir. Aksi hâlde servet, dünyada hamallık, âhirette acıklı bir azap sebebi olur.
Hazret-i Mevlânâ -kuddise sirruh-, dünya malına muhteris olup âhirete iflâs etmiş bir hâlde giden kimselerin hâline hayret ederek şöyle buyurur: “İnsana ne oluyor da altının ve dünya malının kölesi oluyor? Hak yolunda harcanmayanlar nedir? Neyi ifâde eder? Dünya malının esiri olarak onun kapısında yılan gibi kıvrılıp yerlerde sürünmek zilleti, insanı göklere eli boş gönderen bir sefâlet sebebi değil de nedir!..”
Cemiyetin mağdur insanlarını sevindiren zekâtın, onu verenlere sağladığı kazanç daha büyüktür. Hakîkaten “temizlik” ve “sâfiyet” mânâlarına gelen “zekât”, insanın bâzı kalbî hastalık ve kötülüklerden arınması ve malın temizlenmesi gibi son derece mühim fâideleri ihtivâ eder. Öyle ki, gönlün pâk hâle gelmesi, rûhun sâfiyet kazanması ve nefsin tezkiyesindeki bu temizlik keyfiyeti, aynı zamanda peygamberlerin gönderiliş hikmetlerinden de biridir.
Günümüzde zekât tam olarak verilse, toplumda fakir ve muzdarip insanların yok denecek kadar azalacağı âşikârdır.
İnsanoğlu mahlûkât içerisinde en mükerrem olarak yaratılmıştır. Güçlü-güçsüz, sıhhatli-sıhhatsiz, bilgili-bilgisiz, zengin-fakir gibi fertler arasındaki farklılaşma ve kademeleşme ise, toplumdaki âhenk ve nizâmın teminini sağlayan hususlardır.
"Ramazan bize ne vermeli?” sorusunun cevabını bulmak için, Ramazan’a girerken çıkışta neye, nereye ulaşmak istediğimizin farkında olmamız lâzım.
Kapitalizm ve Komünizm gibi şer akımlarının hayat ve iktisat anlayışıyla İslam'ın hayat ve iktisat anlayışı arasındaki fark nedir?