Bir Gönül Derneği, eğitimlerini tamamlayan Kur'ân talebeleri için Hafızlık merasimi düzenliyor.
Mahşer günü nicelerinin yakamıza yapışıp; “‒Sen, senden öncekilerin ihlâslı gayretleri neticesinde İslâm ile müşerref olmuştun. İslâm nedir, îman nedir biliyordun. Bana niçin anlatmadın? Benim ateşten âzâd olmam için, niçin yardımını esirgedin?!” diyeceğini unutmamamız îcâb eder.
Kur’ân ahlâkına sahip bulunan Peygamber Efendimiz’in günlük hayatı ve ömrünü değerlendirişi, bu âyetlerin tatbikatı şeklindedir. O’nun hayatında; faydasız bir meşgaleye, gereğinden fazla istirahate ve boş geçirilecek bir âna asla yer yoktur.
İlâhî kameraların altında bulunduğunun şuuru içinde, Allâh’ı görürcesine O’nu tâzîm eden; O’nun azamet ve kudreti karşısında tir tir titreyen, Oʼnun verdiği vazife ve mes’ûliyetin ağırlığıyla gözyaşı dökebilen bir müʼmin olabilmek…
Mevlânâ Hazretleri buyurur: “Memleketin bir ucunda, hudutta bulunan bir kale muhafızı; pâdişahtan ve pâyitahttan çok uzaklarda bulunduğu hâlde, kaleyi düşmanlardan korur, gözetir. Kendisine hadsiz, hesapsız rüşvet teklif edilir, yine de kaleyi düşmanlara satmaz. Çok uzaklarda, hududun bir ucunda, padişah oralarda yok iken, sanki yanı başında imiş gibi, ona vefâ gösterir. Padişahın nazarında o uzaklardaki muhafız; huzurunda bulunan ve can fedâ edenlerden daha iyidir.”
Soğuktan üşüyen kedileri Aziz Mahmud Hüdayi Camisi'nin içine alan imam Mustafa Efe, bir anda sosyal medyada herkesin ilgisini çekerek Türkiye'de hatta dünyada gündem oldu. Kedi dostu imam Hâfız Mustafa Efe Hoca ile Yüzakı Dergisi konuştu.
Yüzakı Dergisi Şubat [2016] sayısında "ruhun baharını" arıyor.
Yüzakı Dergisi, Aralık [2015] sayısında; ümmet olarak, millet olarak ideal mânâda «adam olamayışımız»ın sebeplerini masaya yatırıyor.
Cenâb-ı Hak, kerem ve ihsan sahibidir, cömertler cömerdidir. Mahrumlara, muhtaçlara, kalbi kırıklara sonsuz merhamet sahibidir. Cenâb-ı Hak, Yüce Zâtʼının şâhidi ve yeryüzündeki halîfesi olmalarını arzu ettiği müʼminlerin de kendi cemâlî vasıflarıyla mücehhez, merhamet sahibi, cömert, müşfik, vicdanlı, hassas ve rakik kullar olmalarını arzu buyurmaktadır.
Allâhʼa ve âhirete îmân eden merhametli bir anne-baba, evlâtlarının dünya ile âhiret saâdeti karşı karşıya geldiğinde, hiç tereddüt etmeden dünyayı elinin tersiyle iter ve âhireti tercih eder. Deryayı bırakıp damlayı almak ahmaklığına düşmez. “Evlâtlarım bu dünyada tıka basa doysun da, isterse âhirette zehir-zıkkım yesin!” diyemez. “Bugün dünya istikbâli parlak olsun da varsın âhirette yüzü karalardan olsun!” diyemez...